İçeriğe geç
Sözler

en mühim hakikatlerinden olan Kur’an mucizelerini gösterir. Üç Şua içinde kırk mucizelik yönünü beyan ve tefsir eder. Kur’an’ın Allah kelâmı olduğunu, ışığın güneşin varlığını göstermesi gibi gösterir ve ispatlar. Gerçi ilk yarısı süratle telif edilmiştir, fakat kalb huzuru ile yazıldığı için izahlıdır. İkinci yarısı ise bazı mühim sebeplerden dolayı kısa, özet halinde kalmıştır. Bununla beraber bu mübarek Söz hangi fikirde olursa olsun, her insan tabakasına Kur’an’ın mucizeliğini gösterir ve ispat eder. Bu Söz şimdiye kadar Kur’an’ın i’cazı karşısında birçok inatçıyı boyun eğdirmiş, secde ettirmiştir.

Yirmi Altıncı Söz

وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلاَّ عِندَنَا خَزٓائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلاَّ بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ۝ وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ فِۤي إِمَامٍ

مُبِينٍ ayetlerinin “kadere” ve “hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna” imana dair esasları ispatlayan mühim bir hakikatini dört “Bahis” ile öyle bir şekilde tefsir eder ki, havas tabakanın bile fikirlerinin yetişemediği kader sırlarını avam tabakanın zihinlerine yaklaştırıp anlatır. Hâtime’sinde en kısa, en selametli ve doğru yolun esaslarını “Dört Fıkra” içinde gösterir. Nefsin temizlenmesine ve ruhun kemâl vasıflarını kazanmasına sebep olan dört mühim ders verir. Hâtime’nin sonunda altı mesele var ki, biri Fetih sûresinin sonundaki ayetin bir i’caz sırrını açar.

Yirmi Yedinci Söz

وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى الرَّسُولِ وَإِلىٰٓ أُۨولِي الْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْ وَلَوْلا

فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَاتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ إِلا قَلِيلا ayetinin ve benzer ayetlerin içtihada dair mühim bir hakikatini tefsir eder. Bu zamanda hadlerini aşıp içtihattan dem vuranlara hadlerini bildirir, mezheplerin görüş farklılıklarının sırrını güzelce beyan eder. “Bugün eski devirlerdeki gibi içtihat edebiliriz.” diyenlerin ne kadar hata ettiklerini ispatlar. Bu Söz, “Zeyl”inde Sahabe-i Güzin’in mertebelerinin evliyadan yüksek

935