Dokuzuncu Söz
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
فَسُبْحَانَ اللّٰهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ
وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ
Ey arkadaş! Bana, namazın belirli beş vakte tahsis edilmesinin hikmetini soruyorsun. Pek çok hikmetinden yalnız birine işaret edeceğiz.
Evet, her namazın vakti, mühim bir değişimin başı, büyük bir ilahî tasarrufun ve o tasarruf içinde her şeyi kuşatan ilahî ihsanların birer aynasıdır. Bu yüzden, Kadîr-i Zülcelâl’i o vakitlerde daha çok tesbih etmek, O’nun büyüklüğünü dile getirmek ve hadsiz nimetlerinden iki vakit arasında toplanmış olanlara karşı şükür ve hamd demek olan namaz o vakitlerde emredilmiştir. Şu ince ve derin mânâyı bir parça anlamak için beş “nükte”yi nefsimle beraber dinlemek lâzım...
Dipnotlar
- “Haydi, siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah’ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın. Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O’na mahsustur. İkindi vaktinde de, öğleye girerken de O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın.” (Rûm sûresi, 30/17- 18). Burada serlevha yapılan bu iki ayetin, beş vakit namaza işaret ettiğine dair bkz. Abdurrezzak, el-Musannef 1/454; Abdurrezzak, Tefsîru’s-San’ânî 3/103; et- Taberî, Câmi’u’l-Beyân 21/29; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 10/247; el-Hâkim, el-Müstedrek 2/445; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ 1/359.
- Namazın beş vakit olarak farz kılındığına dair bkz. Buhârî, zekât 1, 41, 64, meğâzî 60, tevhid 1; Müslim, îmân 8, 29, 31, 259, mesâcid 166; Tirmizî, zekât 2, 6; Ebû Dâvûd, salât 1, 9, vitr 2, zekât 5; Nesâî, salât 1, 4, 6, sıyâm 1, îmân 23, zekât 1, 46; İbn Mâce, ikâmetü’s-salât 194, zekât 1; Dârimî, tahâret 1, ezan 208, zekât 1; Muvatta, sefer 94; Müsned 1/233.