İçeriğe geç
Sözler

Üçüncü Nükte

Nasıl ki insan, şu büyük âlemin küçültülmüş bir misali ve Fatiha sûresi, şu şanı yüce Kur’an’ın nurlu bir timsali ise namaz da bütün ibadetleri içine alan nuranî bir fihrist ve bütün varlıkların kendilerine has renk renk, türlü türlü ibadetlerine işaret eden kutsî bir haritadır.

Dördüncü Nükte

Nasıl ki, bir saatin saniye, dakika, saat ve günlerini sayan miller birbirine bakar, birbirine benzer ve birbirinin hükmünü alır. Aynen öyle de, Cenâb-ı Hakk’ın koca bir saati olan şu dünyanın saniyeleri hükmündeki gece ile gündüz, dakikaları sayan seneler, saatleri sayan insan ömrünün tabakaları ve günleri sayan kâinatın ömrünün devirleri birbirine bakar ve birbirini hatırlatır.

Mesela sabah vakti, güneşin doğuşuna kadar, ilkbahar zamanına, insanın anne karnına düştüğü anlara ve gökler ile yerin altı gün süren yaratılışının birinci gününe benzer. O zamanlardaki ilahî icraatı akla getirir.

Öğle vakti, yaz mevsiminin ortasına, gençliğin zirvesine ve dünyanın ömrü içinde insanın yaratıldığı devre benzer ve işaret eder. Onlardaki rahmet tecellilerini ve nimetin bereketini hatırlatır.

İkindi vakti, güz mevsimine, ihtiyarlık çağına, Ahirzaman Peygamberi’nin (aleyhissalâtü vesselam) saadet asrına benzer. O zamanlardaki ilahî tecellileri ve Rahmanî nimetleri akla getirir.

Akşam vakti, güz mevsiminin sonunda pek çok canlının göçüp gitmesini, insanın vefatını, dünyanın kıyamet esnasında harap oluşunu akla getirerek Cenâb-ı Hakk’ın celâlinin tecellilerini gösterir ve insanı gaflet uykusundan uyandırır, ikaz eder.

Yatsı vakti, karanlığın, siyah kefeni ile gündüzün bütün izlerini örtmesini; hem kışın, beyaz kefeniyle ölmüş yeryüzünü kaplamasını; hem vefat etmiş insandan geriye kalan eserlerin de yok olup unutuluş perdesi altına girmesini; hem de imtihan yeri olan bu dünyanın tamamen kapanacağını hatırlatarak Kahhâr-ı Zülcelâl’in haşmetli tasarruflarını ilan eder.

63