On Üçüncü Söz
[Birinci Makam]
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ
وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغِي لَهُ
Kur’an-ı Hakîm ile felsefî ilimlerin hikmet meyvelerini, ibret derslerini ve ilmî derecelerini kıyaslamak istersen, şu sözlerimize dikkat et!
Kur’an-ı Mucizü’l Beyan, bütün kâinattaki “âdiyat” diye isimlendirilen, harikulâde ve birer kudret mucizesi olan varlıkların üstündeki âdet ve alışkanlık perdesini keskin beyanlarıyla yırtıp o hayret verici hakikatleri şuur sahiplerine gösterir. İbret nazarlarını çekerek akıllara tükenmez bir ilimler hazinesi açar.
Felsefe ise harikulâde olan bütün o kudret mucizelerini âdet perdesi altında saklayıp cahil ve lâkayt bir şekilde görmezden gelir. Yalnız harikulâdelikten düşen, yaratılıştaki intizamın ve mükemmelliğin dışına çıkan nadir örnekleri dikkatlere sunar, onları şuur sahiplerine
Dipnotlar
- “Biz Kur’an’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indiririz.” (İsrâ sûresi, 17/82)
- “Biz Resûl’e Kur’an öğrettik, şiir öğretmedik, bu zaten ona yaraşmaz da.” (Yâsîn sûresi, 36/69)
- Alışılmış, sıradan şeyler.
- Bkz.“Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice delil vardır ki, insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına varmazlar.” (Yûsuf sûresi, 12/105)