Hüve Nüktesi
بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ أَبَدًا دَائِمًا
Çok aziz ve sıddık kardeşlerim,
لَا إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ ve قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ beyanlarındaki هُوَ[ Hüve] kelimesinde, hayalî ve fikrî bir seyahatte hava sayfasının yalnız maddî yönden mütalaasıyla aniden görünen zarif bir tevhid nüktesinde, iman yolunun sonsuz derecede, vücûb mertebesinde kolaylığını; şirk ve dalâlet yolunda ise sayısız zorluk ve binlerce imkânsızlık bulunduğunu gördüm. O geniş ve uzun nükteyi gayet kısa bir işaretle beyan edeceğim.
Evet, nasıl ki, yüzlerce çiçeğe nöbetle saksılık eden bir avuç toprağın yaratılışı tabiata, sebeplere verilirse, ya o toprakta küçük ölçekte yüzlerce, belki çiçekler sayısınca manevî makineler, fabrikalar bulunması ya da bir parça topraktaki her zerrenin bütün o çiçekleri ayrı ayrı hususiyetleriyle, canlı donanımlarıyla yapmayı bilmesi, hepsinin âdeta birer ilah gibi sonsuz ilim ve kudret sahibi olması gerekir.
Aynen öyle de: Emir ve iradenin bir makamı olan havada, rüzgârın her zerresinde ve bir nefes, bir tırnak kadar olan هُوَ kelimesindeki hava zerrelerinde, küçük ölçekte dünyadaki bütün telefonların, telgrafların,
Dipnotlar
- Hüve: O, Allah.
- “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tenzih etmesin.” (İsrâ sûresi, 17/44)
- Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
- “Allah, o hak Mabud’dur ki, kendisinden başka ilah yoktur.” (Bakara sûresi, 2/163, 255; Âl-i İmran sûresi, 3/2, 6, 18; Nisâ sûresi, 4/87; En’âm sûresi, 6/102, 106; A’râf sûresi, 7/158; Tevbe sûresi, 9/31, 129; Hûd sûresi, 11/14; Ra’d sûresi, 13/30; Tâhâ sûresi, 20/8, 98; Mü’minûn sûresi, 23/116; Neml sûresi, 27/26; Kasas sûresi, 28/70, 88; Fâtır sûresi, 35/3; Zümer sûresi, 39/6; Mü’min sûresi, 40/3, 62, 65; Duhân sûresi, 44/8; Haşir sûresi, 59/22, 23; Teğâbün sûresi, 64/13; Müzzemmil sûresi, 73/9)
- “De ki: O, Allah’tır, Tektir.” (İhlâs sûresi, 112/1)
- Vacip, zorunlu, varlığı kendinden olma.