On Dokuzuncu Söz
Resûl-u Ekrem’in peygamberliğine dairdir (aleyhissalâtü vesselam).
وَمَا مَدَحْتُ مُحَمَّدًا بِمَقَالَتِي وَلٰكِنْ مَدَحْتُ مَقَالَتِي بِمُحَمَّدٍ
Evet şu söz güzeldir. Fakat onu güzelleştiren, güzeller güzeli Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) vasıflarıdır.
On dört “reşha”yı içeren On Dördüncü Lem’a’nın
Birinci Reşha
Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî öğretici var:
Biri, şu kâinat kitabıdır ki, onun şahitliğini ilk on üç Lem’a’dan ve Arapça Nur Risalesi’nin On Üçüncü Ders’inden bir parça işittik.
Biri, şu büyük kitabın en büyük ayeti olan Son Peygamber’dir (aleyhissalâtü vesselam).
Biri de, Kur’an-ı Azîmüşşan’dır.
Şimdi, konuşan bir delil olan Son Peygamber’i (aleyhissalâtü vesselam) tanımalı, dinlemeliyiz. Evet, onun manevî şahsiyetine bak:
Yeryüzü bir mescit, Mekke bir mihrap, Medine bir minber, açık bir tevhid delili olan Peygamberimiz (aleyhissalâtü vesselam) bütün
Dipnotlar
- “Ben sözlerimle Muhammed’i (aleyhissalâtü vesselam) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed (aleyhissalâtü vesselam)’la övmüş ve güzelleştirmiş oldum.” Hassân İbni Sâbit’in sözü olarak İbnü’l-Esîr, el-Meselü’s-Sâir 2/357; el-Kalkaşendî, Subhu’l-A’şâ 2/321; İmâm Rabbânî, el-Mektûbât 1/58 (44. Mektup).
- Reşha: Damla, sızıntı.
- Nurun İlk Kapısı (Mesnevî-i Nuriye).