ancak elde edilecek velilik derecesine çıkar. Aynen öyle de, sahabilerin İslamiyet’in esaslarının yerleştirilmesindeki ve Kur’an hükümlerinin tebliğindeki hizmetleri ve İslam için bütün dünyaya savaş ilan etmeleri o kadar yüksek kıymettedir ki, bir dakikasına başkaları bir senede yetişemez. Hatta denilebilir ki, onların hayatlarının her dakikası, kutsî bir hizmette şehit olan askerin şehadet dakikası gibidir. Her saatleri, hayati önem taşıyan bir mevkide bir saat nöbet tutan fedakâr bir askerin nöbeti gibidir; amel az, ücreti çok, kıymeti yüksektir.
Evet, madem sahabiler İslamiyet’in esaslarının yerleştirilmesinde ve Kur’an nurlarının yayılmasında ilk safı teşkil ediyor. اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ sırrınca, bütün Müslümanların işlediği sevaplarda hisseleri vardır. Ümmetin اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِه۪ demesi, sahabilerin bütün Müslümanların sevaplarından hisse aldıklarını gösteriyor.
Hem nasıl ki bir ağacın kökündeki küçük bir hususiyet, dallarda büyük neticeler verir; dal büyüdükçe o da büyür. Nasıl ki, başlangıçtaki küçük bir yükseklik, gittikçe büyük bir hal alır. Ve nasıl ki merkeze yakın iğne ucu kadar bir fazlalık, geniş dairede bazen bir metre kadar bir fazlalığa karşılık gelebilir. Aynen şu misaller gibi, sahabiler İslamiyet’in nuranî ağacının köklerinden, esaslarından, Müslümanların ilklerinden, ilk imamlarından oldukları, İslamiyet binasının nurlu temelinde bulundukları ve peygamberlik güneşinin, hakikat ışığının merkezine yakın bulundukları için; onların az amelleri bile çoktur, küçük hizmetleri bile büyüktür. Onlara yetişmek için gerçekten sahabi olmak gerekir.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذِي قَالَ: أَصْحَابِي كَالنُّجُومِ بِأَيِّهِمِ اقْتَدَيْتُمْ اِهْتَدَيْتُمْ وَخَيْرُ الْقُرُونِ قَرْنِي. وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِه۪ وَسَلِّمْ
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Dipnotlar
- (Bir işe) sebep olan, (onu bizzat) yapan gibidir.
- Allahım! Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve ashabına salât ve selam eyle.
- Allahım! “Ashabım yıldızlar gibidir, hangi birine uyarsanız hidayete erersiniz.” (el- Münâvî, Feyzu’l-Kadîr 6/297; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/132) ve “Çağların en hayırlısı benim içinde yaşadığım çağdır.” (Buhârî, fezâilü ashâb 1, şehâdet 9, rikak 7, eymân 10, 27; Tirmizî, fiten 45, şehâdet 4, menâkıb 56) buyuran Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve ashabına salât ve selam eyle.
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32)