haddine ki, sahabenin adalet, doğruluk, yüksek ahlâk ve hakkaniyet hususundaki kuvvetine, metanetine, takvasına yetişebilsin, onları geçsin!
Bu meseleyi bir derece aydınlatacak, yaşadığım bir hali anlatacağım. Şöyle ki: Bir zaman kalbime şu soru geldi: Niçin Muhyiddin İbni Arabî gibi harika zâtlar sahabilere yetişemiyor? Sonra namazda سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلٰى derken, bu ifadenin mânâsı açığa çıktı. Hakikati tam olmasa da bir parça göründü. Kalbimden dedim ki: “Keşke bir tek namazı, bu ifadenin mânâsının açığa çıkması gibi, hakkıyla kılabilseydim, bir sene ibadetten daha iyiydi.” Namazdan sonra anladım ki, kalbime gelen o mânâ ve o hal, sahabilerin ibadetteki derecelerine yetişilemeyeceğine dair bir derstir.
Evet, Kur’an-ı Hakîm’in nurlarıyla meydana gelen toplumdaki o büyük değişimde zıt kutuplar birbirinden ayrılmıştır. Şer kendisine bütün tâbi olanlarla, karanlığıyla ve teferruatıyla; hayır ve faziletler ise bütün nurlarıyla ve neticeleriyle beraber karşı karşıya gelmiştir. Böyle bir vaziyette ve zamanda her zikir ve tesbih, bütün mânâ tabakalarını taze ve canlı bir şekilde ifade etmiş, o büyük değişimin gürültüsü altında bulunan insanların bütün hissiyatını, manevî latifelerini uyandırmıştır. Hatta vehim, hayal ve sır gibi duygular uyanık bir surette, o zikir ve tesbihlerdeki çeşitli mânâları kendi zevklerine göre alır, emer.
İşte şu hikmetten dolayı, hisleri ve latifeleri uyanık olan sahabiler, iman nurlarını ve tesbihatını ifade eden mübarek kelimeleri söyledikleri vakit, kelimenin bütün mânâsıyla söyler ve ondan bütün duygularıyla hisse alırlardı. Halbuki o devirden sonra latifeler git gide uykuya dalmış, duygular o hakikatler noktasında gaflete düşmüş, o mübarek kelimeler meyveler gibi git gide alışkanlık perdesiyle tatlılığını ve tazeliğini kaybetmiştir. Sığlık havasıyla o hisler âdeta kurumuş, az bir yaşlık kalmıştır ki, ancak kuvvetli bir tefekkür ameliyatıyla önceki haline dönebilir. İşte bu yüzden, bir sahabinin kırk dakikada kazandığı fazilete ve ulaştığı makama başkası ancak kırk günde, hatta kırk senede erişebilir.
Dipnotlar
- “En yüce olan Rabbimi her türlü noksandan tenzih ederim.” Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) namazın secdelerinde bunu üç defa söylediğine dair Müslim, müsâfirîn 203; Tirmizî, salât 79, vitr 19; Ebû Dâvûd, salât 147.