İçeriğe geç
Sözler

İkinci Mâni

Dinin kesin hükümleri hakkında içtihat olmaz. Çünkü o hükümler açık ve bellidir, müminlere hayat kaynağı ve gıda hükmündedir. Şu zamanda ise o hükümler terk ediliyor, sarsılıyor. Bütün himmet ve gayreti onların ayağa kaldırılmasına, diriltilmesine sarf etmek gerekirken; İslamiyet’in farklı görüşlere açık meselelerinde ve geçmiş nesillerin saf, hâlis içtihatlarında bütün zamanların ihtiyaçlarına cevap veren fikirler bulunduğu halde, onları bırakıp nefsin heveslerine uyarak yeni içtihatlar yapmak, bid’atları dine sokan bir ihanettir.

Üçüncü Mâni

Nasıl ki, çarşıda mevsimlere göre birer mal rağbet görüyor, farklı zamanlarda farklı şeyler revaç buluyor. Aynen öyle de, şu âlem sergisinde, toplum ve medeniyet çarşısında, her asırda farklı bir şey kıymet buluyor, öne çıkarılıyor, dikkatleri çekiyor, bakışlar ona yöneliyor, fikirler ona tutuluyor. Mesela şu zamanda siyasetin, dünya hayatını kazanma gayretinin ve felsefenin revaç bulması gibi... Selef-i salihîn devrinde, o zamanın çarşısında ise en çok rağbet gören şey, yerlerin ve göklerin Hâlık’ının rızasını kazanmak, bizden ne istediğini bilmek, kelâmından mânâlar çıkarmak, peygamberlik ve Kur’an nuru ile -bugünkü hayat tarzımızla arası kapanmayacak derecede açılan- ahiret âleminde ebedî saadeti kazandıracak vesileleri elde etmekti.

İşte o devirde zihinler, kalbler ve ruhlar bütün kuvvetiyle yerlerin ve göklerin Rabbinin rızasını anlamaya ayarlı olduğundan, insanların günlük hayattaki sohbetleri, konuşmaları, halleri ve yaşadıkları hadiseler bununla ilgiliydi. Her şey Allah’ın rızasını kazanmak için yapıldığından, güzelce bir kabiliyete sahip herkes kalben ve fıtraten, farkında bile olmadan sürekli bir marifet dersi alıyordu. Hadiselerden ve sohbetlerden bir şeyler öğreniyordu. Âdeta her şey bir rehber hükmüne geçip o insanın fıtratını ve kabiliyetlerini içtihada hazırlıyordu. Hatta şu fıtrî ders, insanları o derece aydınlatıyordu ki, neredeyse çalışmadan içtihada kabiliyetli hale getiriyor, âdeta ateşsiz nurlandırıyordu. İşte böyle fıtrî bir ders alan kabiliyetli bir insan

583