Üçüncüsü
On İkinci, Yirmi Dördüncü ve Yirmi Beşinci Söz’lerde ispat edildiği üzere, peygamberliğin veliliğe nispeti, güneşin aslının, aynalarda görünen yansımasına nispeti gibidir. İşte peygamberlik dairesi velâyet dairesinden ne kadar yüksekse, peygamberlik dairesinin hizmetkârları ve o güneşin yıldızları olan sahabilerin de, velâyet dairesindeki salih zâtlara o derece üstün olması gerekir. Hatta bir veli, en büyük velâyet makamı olan peygamber varisliğini ve sıddıkiyeti -ki sahabenin makamıdır- kazansa, yine ilk safı teşkil eden sahabilerin makamına yetişemez. Bu üçüncü sebebin üç yönünü izah edeceğiz.
Birinci Yönü: İçtihatta, yani Kur’an ve sünnetten hüküm çıkarmakta ve Cenâb-ı Hakk’ın kelâmından O’nun rızasını anlamakta sahabilere yetişilmez. Çünkü o devirdeki o büyük ilahî değişim, Allah’ın rızasını ve emirlerini anlamak üzere gerçekleşmişti. Zihinler bununla alâkadardı. Kalbler, “Rabbimizin bizden istediği nedir?” diye merak ederdi. Devrin şartları bu hali hissettirecek, hatırlatacak bir tarzdaydı. Sohbetler bu mânâlar etrafında dönüyordu. İşte bu yüzden, her şey, her hal, konuşmalar ve hadiseler o mânâları bir derece ders verecek şekilde gerçekleştiğinden ve bunlar sahabenin kabiliyetlerini geliştirdiğinden ve fikirlerini aydınlattığından, içtihatta ve hüküm çıkarmakta kabiliyetleri bir kıvılcımla tutuşmaya hazırdı. Bu sebeple sahabenin o hususta bir günde veya bir ayda kazandığı mertebeyi, onlarla aynı zekâ seviyesinde ve kabiliyette olan bir adam, şu zamanda on senede, belki yüz senede kazanamayacaktır. Çünkü bu asırda ebedî saadet yerine dünya saadeti itibar görüyor. İnsanların dikkati başka maksatlara yöneliyor. Tevekkülsüz bir şekilde geçim derdi ruhu sersemlettiğinden, tabiatçı ve maddeci felsefe aklı körleştirdiğinden toplumdaki çevresi insanın zihnine ve kabiliyetlerine içtihat hususunda kuvvet vermiyor, aksine zihnini dağıtıyor. Bu Söz’ün içtihat bahsinde, Süfyan ibni Uyeyne ve onunla aynı zekâ seviyesinde birinin kıyaslanmasında, Süfyan’ın on senede kazandığını ötekinin yüz senede kazanamayacağını ispat etmiştik.
İkinci Yönü: Sahabilerin Allah’a yakınlık noktasındaki makamlarına velâyet ayağıyla erişilmez. Çünkü Cenâb-ı Hak bize her şeyden yakındır, biz ise O’ndan sonsuz uzağız. O’na yakınlığı kazanmak iki şekilde olur.