güzelliğiyle insanlığı nurlandıran sıdka, doğruluğa ve hakka -bilhassa şer’i hükümlerin rivayetinde ve tebliğinde- elbette ellerinden geldiği kadar talip ve âşık oldukları, ona uygun hareket ettikleri şüphesizdir.
Halbuki şu zamanda, yalan ile doğru arasındaki mesafe o kadar kısalmıştır ki, âdeta omuz omuza vermişler. Doğruluktan yalana pek kolay geçiliyor. Hatta siyaset propagandası vasıtasıyla yalancılık, doğruluğa tercih ediliyor. İşte en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber aynı dükkânda, aynı fiyatla satılırsa, elbette pek kıymetli olan ve insanı hakikat cevherine götüren doğruluk ve hak pırlantası, o dükkânın sahibinin marifetine ve sözüne güvenilip körü körüne alınmaz.
Hâtime
Şeriatlar asırlara göre değişir. Hatta bir asırda, farklı kavimlere ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü’l- Enbiya’nın (aleyhissalâtü vesselam) yüce şeriatı ise her asırda, her kavme kâfi geldiğinden, farklı şeriatlara ihtiyaç bırakmamıştır. Fakat teferruatta ayrı ayrı mezheplere bir derece ihtiyaç kalmıştır.
Evet, nasıl ki mevsimlerin değişmesiyle elbiseler değişir ve ilaçlar bünyelere göre çeşitlilik gösterir. Aynen öyle de, şeriatlar ve hükümler asırlara, milletlerin tabiatına göre değişir. Çünkü şer’i hükümlerin teferruat kısmı, beşerî hallerle ilgilidir; ona göre gelir, ilaç olur. Önceki peygamberler zamanında kavimler birbirinden çok uzak, tabiatları bir derece kaba, şiddete meyilli, fikren az gelişmiş ve bedeviliğe yakın olduğundan, geçmiş dinler onların haline uygun şekilde ayrı ayrı gelmiştir. Hatta bir kıtada, aynı asırda farklı peygamberler ve şeriatlar bulunurmuş.
Sonra Ahirzaman Peygamberi’nin (aleyhissalâtü vesselam) gelmesiyle insanlık âdeta iptidai seviyesinden bir üst dereceye yükseldiğinden ve pek çok inkılâp ve ihtilâl neticesinde tek bir ders alacak, tek bir rehberi dinleyecek, tek bir şeriatla amel edecek hale geldiğinden, farklı yollara ihtiyaç kalmamış, ayrı ayrı rehberlere de lüzum görülmemiştir. Fakat insanlığın tamamı aynı seviyede olmadığı ve toplum hayatında tek bir hayat tarzı bulunmadığı için mezhepler çoğalmıştır. Eğer insanlığın
Dipnotlar
- Sonsöz.
- Peygamberlerin sonuncusu, mührü (aleyhissalâtü vesselam).