Beşinci Mâni
Üç sebep, günümüzün içtihatlarını semavî olmaktan çıkarır, dünyevi yapar. Halbuki şeriat semavîdir ve şer’i içtihatlar da onun örtülü hükümlerini bildirdiği için semavîdir.
Birincisi: Bir hükmün hikmeti ayrı, sebebi ayrıdır. Hikmet ve fayda, o şeyi tercih etmeye sebep olur. Yoksa o şeyin varlık sebebi değildir. Bir hükmün sebebi ise onun varlığına vesiledir. Mesela yolculuk esnasında namaz kısaltılır, iki rekât kılınır. Bu şer’i iznin sebebi yolculuk, hikmeti ise zahmet ve zorluktur. Yolculukta hiç zorluk çekilmese de namaz kısaltılır, çünkü sebep var. Fakat yolculuk dışında, yüz zorluk da bulunsa namazın kısaltılmasına sebep olamaz. İşte şu hakikatin aksine, zamanımızın anlayışı, fayda ve hikmeti sebep yerine koyup ona göre hüküm veriyor. Elbette böyle içtihatlar dünyevidir, semavî değil.
İkincisi: Bu zamanın bakışı, önceliği dünya saadetine veriyor, hükümleri ona göre belirliyor. Halbuki şeriat, önceliği ahiret saadetine verir, dünya hayatına ise ikinci derecede, ahirete vesile olması dolayısıyla bakar. Demek ki, zamanımızın bakışı şeriatın ruhuna yabancıdır. Öyleyse onunla şeriat adına içtihat edilemez.
Üçüncüsü: إِنَّ الضَّرُورَاتِ تُبِيحُ الْمَحْظُورَاتِ yani, “Zaruret haramı helâl derecesine getirir.” kaidesidir. Bu hüküm her durumda geçerli değildir. Zaruret ancak haram yolla meydana gelmemişse haramı helâl kılmaya sebep olur. Fakat iradenin kötüye kullanılmasıyla ve gayrimeşru sebeplerle ortaya çıkmışsa haramı helâl kılamaz, ruhsat tanınan hükümlere esas olamaz, özür teşkil edemez. Mesela, bir adam kendi iradesiyle haram bir tarzda sarhoş olsa, âlimlere göre, işlediği ameller aleyhinde geçerlidir, mazur görülmez. Hanımını boşasa boşanması gerçek olur. Bir cinayet işlese cezasını görür. Fakat o adam kendi iradesiyle sarhoş olmadıysa boşanması sayılmaz, cinayetten de ceza görmez. Hem bir içki müptelâsı, zaruret derecesinde bağımlı da olsa, “Bu zarurettir, o halde bana helâldir.” diyemez.
İşte asrımızda zaruret derecesine geçen, insanları bağımlı eden, yaygın birer belâ suretinde çok şey var ki, iradenin kötüye kullanılmasının,
Dipnotlar
- eş-Şâtıbî, el-Muvafakât 4/145; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr 4/348; Aliyyülkârî, el- Masnû’ s.121; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2/35.
- Ruhsat: Kulların özürlerine dayalı olarak, meşru dairede tanınan kolaylık.