ekmekten, o oğlaktan yedi, gitti. Hâlâ tenceremiz dolu kaynıyor, hâlâ hamurumuz ekmek yapılıyordu. Resûl-u Ekrem o hamura ve tencereye mübarek ağzının suyunu koyup bereket duası etmişti.
İşte Hazreti Câbir şu bereket mucizesini bin sahabinin huzurunda, onları şu mucizeyle alâkadar göstererek, yeminle ilan ediyor. Demek ki şu hadise, bin kişi rivayet etmiş gibi kesindir, denilebilir.
Altıncı Misal: Kesin ve sahih rivayetle, Allah Resûlü’nün hizmetkârı Hazreti Enes’in üvey babası meşhur Ebû Talha diyor ki:
Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) yetmiş-seksen kişiyi Enes’in koltuğunun altında getirdiği bir parça arpa ekmeğinden doyuruncaya kadar yedirdi. “O az ekmeği parça parça ediniz.” buyurdu ve bereket duası etti. Yer dar olduğundan onar onar gelip yediler, doyup gittiler.
Yedinci Misal: Kesin ve sahih nakille, Şifâ-yı Şerif ve Müslim gibi sahih kitaplar bildiriyor ki:
Hazreti Câbiru’l-Ensârî anlatıyor: Bir zât, Resûl-u Ekrem’den (aleyhissalâtü vesselam) geçimini üstlendiği ailesi için yiyecek istedi. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) yarım yük arpa verdi. O adam ve ailesi, misafirleriyle uzun zaman o arpadan yemişler. Bakıyorlar, bitmiyor. Noksan olup olmadığını anlamak için ölçmüşler. Sonra bereket kalkmış, arpa eksilmeye başlamış. Adam, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) geldi, hadiseyi anlattı. Ona cevaben Resûl-u Ekrem şöyle buyurdu: لَوْ لَمْ تَكِلْهُ لَأَكَلْتُمْ مِنْهُ وَلَقَامَ بِكُمْ Yani, “Eğer kile ile ölçmeseydiniz, size hayatınız boyunca yeterdi.”
Sekizinci Misal: Tirmizî, Nesâî, Beyhakî ve Şifâ-yı Şerîf gibi sahih kitaplar şöyle beyan ediyor:
Hazreti Semure İbni Cündüb diyor ki: Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) bir kâse et geldi. Sabahtan akşama kadar insanlar bölük bölük gelip yediler.
İşte “Mukaddime” kısmında söylediğimiz sırra binaen, şu bereket
Dipnotlar
- Buhârî, meğâzî 29; Müslim, eşribe 141.
- Buhârî, menâkıb 25, et’ime 6, 48; Müslim, eşribe 142.
- Kile: Kırk litreye eşit olan hububat ölçüsü.
- Müslim, fezâil 9; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 3/337, 347; el-Beyhakî, Delâilü’n- Nübüvve 6/114.
- Tirmizî, menâkıb 5; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 5/12, 18; Dârimî, mukaddime 9; en-Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ 4/170.