Yirmi Birinci Mektup
بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ، وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمٓا أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمٓا أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرِيمًاوَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًارَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِي نُفُوسِكُمْۚ إِنْ تَكُونُوا صَالِحِينَ فَإِنَّهُ كَانَ لِلْأَوَّابِينَ غَفُورًا
Ey evinde ihtiyar annesi ya da babası, akrabasından veyahut iman kardeşlerinden iş yapamaz halde, aciz, kör, hasta bir şahıs bulunan gafil! Şu ayet-i kerimeye dikkat et, bak nasıl tek bir ayet, beş tabakada ayrı ayrı, bakışları ihtiyar anne babaya şefkate çeviriyor. Evet, dünyada en yüksek hakikat, anne babaların evlatlarına karşı şefkatidir. Ve
Dipnotlar
- Her türlü noksan sıfattan uzak Allah’ın adıyla.
- “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile beraber tesbih (tenzih) ediyor olmasın.” (İsrâ sûresi, 17/44)
- “Rabbin şöyle buyurdu: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele edin. Şayet onlardan her ikisi veya biri yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten yüksünme, ‘öff!’ bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle. Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: ‘Ya Rabbi, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse bunun mükâfatı olarak sen de onlara merhamet buyur!’ Rabbiniz içinizdeki duyguları pek iyi bilir. Eğer siz iyi kimseler iseniz şunu bilin ki, Allah kötülüklerden (özellikle anne ve babasına yaptığı kötü muamelelerden) tövbe edenlere karşı günahları çok affedicidir.” (İsrâ sûresi, 17/23-25)