Üçüncü Mektup
بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ، وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
O malûm talebesine gönderilen mektubun bir parçasıdır.
Beşinci Olarak
Bir mektupta, buradaki hislerime ortak olma arzunu yazmıştın. İşte hissiyatımın binde birini işit:
Bir gece, yüz tabakalık yükseklikte, bir katran ağacının başındaki yuvada, göğün yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne baktım; Kur’an-ı Hakîm’in فَلآ أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِاَلْجَوَارِ الْكُنَّسِ yemininde yüce bir i’caz nuru ve parlak bir belâgat sırrı gördüm.
Evet, dönüp duran yıldızlara, onların gizlenmesine ve her yere yayılmalarına işaret eden şu ayet, gayet yüce bir sanat nakşını ve bir ibret levhasını, gören gözlere gösteriyor.
Şu gezegenler, kumandanları olan güneşin dairesinden çıkıyor, sabit yıldızlar dairesine girerek gökte yeni yeni nakışlar ve sanatlar gösteriyorlar. Bazen kendileri gibi parlak bir yıldızla omuz omuza verip güzel bir vaziyet alıyorlar. Bazen küçük yıldızların içine girip bir kumandan
Dipnotlar
- Her türlü noksan sıfattan uzak Allah’ın adıyla.
- “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile beraber tesbih (tenzih) ediyor olmasın.” (İsrâ sûresi, 17/44)
- “Hayır, hayır! Yemin ederim gündüz sinip gizlenen yıldızlara, dolaşıp dolaşıp yuvalarına, yörüngelerine giren gezegenlere.” (Tekvir sûresi, 81/15-16)
- İ’caz: Mucize olma, benzerinin yapılması mümkün olmadığı için herkesi şaşırtıp aciz bırakma.