edasına bürünüyorlar. Bilhassa bu mevsimde, ufukta akşamdan sonra Çoban Yıldızı, şafaktan önce de onun parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyor. Teftiş vazifelerini ve göğün sanatlı nakışlarında mekiklik hizmetini yerine getirdikten sonra yine dönüp sultanları olan güneşin şaşaalı dairesine giriyor, gizleniyorlar. “Hunnes ve kunnes” tabir edilen şu kürelerle dünyamızı kâinatın sonsuzluğunda birer gemi, birer uçak misali kusursuz bir intizamla döndüren ve seyahat ettiren Zât’ın rubûbiyetinin haşmetini ve ulûhiyet saltanatının parlaklığını güneş gibi gösteriyorlar.
Bak şu saltanatın haşmetine: Gemilerinin ve uçan cisimlerinin içinde öyleleri var ki, yerkürenin bin katı kadar büyüklüğe ve sekiz saatlik mesafeyi bir saniyede aşan bir sürate sahiptir. İşte böyle bir Sultan’a kulluk ve imanla bağlanmanın, şu dünyada O’nun misafiri olmanın ne kadar yüce bir saadet, ne derece büyük bir şeref olduğunu kıyasla.
O gece, sonra aya baktım. وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ ayetinin gayet parlak bir i’caz nuru ifade ettiğini gördüm. Evet, ayın takdir edilmiş bir şekilde çekip çevrilmesi, idaresi, aydınlatılması, dünyaya ve güneşe karşı gayet ince bir hesapla aldığı konumlar o kadar hayret verici, o derece harikadır ki, seyreden her bir şuur sahibine, “Onu öyle düzene koyup takdir eden Kadir Zât’a hiçbir şey ağır gelmez. Onu öyle yapan, her şeyi yapabilir.” fikrini ders verir.
Ay, güneşi öyle takip ediyor ki, yolunu bir saniye bile şaşırmıyor, vazifesinden zerre kadar geri kalmıyor. Dikkatle bakana, سُبْحَانَ مَنْ تَحَيَّرَ فِي صُنْعِهِ الْعُقُولُ dedirtiyor. Bilhassa mayısın sonunda olduğu gibi, ince hilâl şeklinde Ülker Yıldızı menziline girdiği zaman hurma ağacının eğilmiş beyaz bir dalı suretini, Ülker Yıldızı ise bir salkım suretini alır. Böylece o yeşil gök perdesi arkasında, insana nuranî, büyük bir ağacın varlığını hayal ettirir. Âdeta o ağacın bir dalının sivri bir ucu o perdeyi delmiş, bir salkımıyla beraber başını çıkarmış, Ülker Yıldızı ve hilâl olmuştur. Diğer yıldızların da o görünmez ağacın meyveleri
Dipnotlar
- Cenâb-ı Hakk’ın Kur’an’da üzerilerine yemin ettiği yıldızlar. (Tekvir sûresi 81/15- 16)
- “Ay için de birtakım safhalar, duraklar tayin ettik, dolaşa dolaşa nihayet eski hurma salkımının çöpü gibi kuru, sarı, kavisli bir hale gelir.” (Yâsîn sûresi, 36/39)
- Sanatı karşısında akılların hayrete düştüğü Zât, ne yücedir! (Bkz. en-Nevevî, el- Ezkâr s. 292; Ali İbni Ebî Talib, Nehcü’l-Belâğa s. 428)