İçeriğe geç

kısmını söylemedik. Şimdi bu kısımla beraber, Kur’an’ın mucizeliğine dair Yirmi Beşinci Söz’de gayet geniş yer tutan gayba dair haberlerin dört çeşidini kısaca beyan etmiştik. İşte Kur’an’ın lisanıyla gaybdan haber verilen o dört çeşit, büyük gaybî haberi bununla beraber düşün, ne kadar kesin, şüphesiz, parlak, kuvvetli bir peygamberlik delili olduğunu gör. Kalbi ve aklı tamamen bozulmamış insan, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) her şeyi yaratan ve gayb âlemini bilen bir Zât-ı Zülcelâl’in elçisi olduğuna ve O’ndan haber aldığına elbette iman edecektir.

Yedinci Nükteli İşaret

Resûl-u Ekrem’in mucizelerinin yiyeceklerdeki bereketle alâkalı kısmından, kesin ve mânen tevatür derecesindeki birkaç misaline işaret edeceğiz. Bu bahisten önce bir giriş yapmak uygun olur.

Mukaddime

Şu anlatacağımız, bereketle alâkalı mucizelerin her bir misali birçok farklı rivayetle, hatta bazıları on altı kanaldan sahih bir şekilde nakledilmiştir. Bunların çoğu kalabalık bir topluluk huzurunda meydana gelmiş, o topluluk içinde itibarlı, güvenilir ve doğru sözlü insanlar bu mucizeleri aktarmıştır. Mesela, “Sâ’ denilen dört avuç yiyecekten yetmiş kişi yemiş, doymuş.” diye naklediliyor. O yetmiş kişi bu sözü işitiyor, yalanlamıyor. Demek, susarak tasdik ediyorlar. Halbuki o doğruluk ve hakikat asrında, o hakperest, ciddi ve doğru sözlü sahabiler, zerre kadar yalanı görse reddedip onun hakikate zıt olduğunu söylerlerdi. Oysa bahsedeceğimiz hadiseleri çokları aktarmış, ötekiler de susarak tasdik etmişler. Demek ki, her bir hadise mânen tevatür derecesinde kesindir.

Hem sahabiler, Kur’an’ın ve ayetlerin muhafazasından sonra en çok Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) fiillerini ve sözlerini kaydedip korumaya çalışmışlar. Bilhassa Allah Resûlü’nün dinin hükümlerine dair hallerini ve mucizelerini aktarmak için bütün kuvvetleriyle

149