Meselâ, O, Halid’e (radıyallâhu anh) “Seyfullah” demiştir.16 Halid her yerde Allah’ın kılıcı olmuş ve hiçbir muharebe meydanından mağlup ayrılmamıştır. Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh), seneler sonra haklı olarak: “Analar Halid gibisini doğurmadı.”17 diyecektir ki bu ifadede de Allah Resûlü’nün isabetini tasdik ve takdir vardır.
Keza, 17-18 yaşlarındaki Üsame’yi (radıyallâhu anh) bir ordunun başına kumandan tayin etmiş ve Mute cihetlerine göndermişti ki,18 Üsame hayatı boyunca böyle bir mevkiye liyakatını ispat etmiştir.
5. Ezvâc-ı Tâhirât (radıyallâhu anhünne)
Yüzlerce namzet arasından seçtiği hanımlarındaki isabet de ayrıca kayda değer önemli hususlardandır.. zira Allah Resûlü, mü’minlere ana olabilecek ve hakkıyla bu ağır yükü yüklenebilecek kadınları seçmiş ve bu seçmede de tam isabet buyurmuştu. Bu kadınların da hemen hepsi som altın çıkmıştı. Hele, irşad adına, onların hepsi, birer mürşide ve birer muallime olarak yetişmiş ve daha sonra kapılarında yetiştirdikleri büyük insanlarla, İslâm’a en büyük hizmeti yapmışlardı. Mesruk gibi, Tavus b. Keysan gibi, Atâ b. Ebî Rebah gibi dehâ ve zühd sahibi nice insanlar, hep mü’minlerin analarının rahle-i tedrisinde çıraklık yapmış ve her biri birer bahr-i muhit bu kadınların feyiz kaynaklarından kana kana içmişlerdi.