Hz. Osman (radıyallâhu anh), narin ve ince yapılıdır. O gün için Mekke’de estirilen sert havaya tahammülü cidden çok zordur. Hem Habeşistan’a gidenlere en güzel hâmiliği yapabilecek Müslümanlar arasında sadece o vardır. Onun için Allah Resûlü, Hz. Osman’ı (radıyallâhu anh) bu işle vazifelendirmiş ve onu Habeşistan’a göndermiştir.3
1. Ebû Zerr el-Gıfârî (radıyallâhu anh)
Meselâ; bir aralık, Hz. Ebû Zerr gelir Müslüman olur.. bu heyecanlı insanın, o devrede Mekke’de bulunması, hem kendi hem de diğerleri için zarar doğuracağından Allah Resûlü onu kabilesine geri gönderir ve orada irşada memur eder.. ve ilâvede bulunur: “Bizim galebe çaldığımız devri gözet; ve işte bize, o zaman gel!”4
Ebû Zerr (radıyallâhu anh), Hayber’in fethinden sonra gelir ve Allah Resûlü’ne dehalet eder. Hâlbuki o, daha Mekke döneminin ilk yıllarında Müslüman olmuştur.5 Ebû Zerr (radıyallâhu anh) âbiddi, zahitti.6 Ebû Zerr, bugünün içtimaiyatçılarının aklını döndürecek şekilde içtimaî adaletçi; hatta sosyalist yazarlara göre, ilk sosyalizm düşüncesini ortaya atan insandı. -Bu düşünceleri onların olsun!- Yani fakirlik ne demektir? Fakirliğe karşı savaş nasıl verilir? Bunu ilk ortaya atan kahraman Ebû Zerr’dir. Aynı zamanda o, Cennet’in kendisine müştak olduğu insanlardan biridir.7
Bütün bunlara rağmen bir gün Allah Resûlü’ne geldi ve şöyle dedi: “Bana da bir imaret ver yâ Resûlallah!” Yani, bir ordunun başında kumandan veya bir vilâyetin başında vali olayım. Bir yerde beni de vazifelendir. Allah Resûlü ona şu cevabı verdi: “Sen zayıfsın, bu işler çok ağırdır yâ Ebâ Zerr! Böyle bir vazifeye talip olma. Bu vazife, ona talip olana verilmez!”8