Bu hâdiseyi, Amr’ın unutmaması hiç mühim değildir; çünkü onun için bu hâdise hayatının en unutulmaz bir hatırasıdır. Fakat Allah Resûlü için durum farklıdır. O, hem bu hâdise gibi birçok hâdise yaşamış, hem de geçen bunca sene içinde, başına gelenler ve çektiği sıkıntılar, değil beş dakika gördüğü ve sonra gönderdiği bir adamı, en yakın dostlarını dahi unutturacak çaptadır. Ancak görüldüğü gibi, Efendimiz kendisiyle irtibata geçmiş hiç kimseyi unutmamıştır. İhtimal ki Amr veya Ebû Zerr, O’na gelmeselerdi, Allah Resûlü, Mekke fethinden sonra onları aratır ve davet ederdi. Çünkü tam galebe Mekke fethinden sonra olmuştur…
Evet O, bizim kendi öz evlâdımızı tanıdığımızdan daha fazla raiyetinin bütün fertlerini tanırdı. Çünkü etrafındaki her insanın, Allah Resûlü’nün gönlünde ayrı bir yeri vardı. Ayrıca, bu tanıma, her istidada, kapasitesi ölçüsünde vazife tahmil edip yüklemesi bakımından da çok önemliydi.
Acaba cihan tarihinde, raiyetini bu kadar yakından tanıyan ikinci bir lider gösterilebilir mi? Zannetmiyorum. Çünkü Allah Resûlü sadece bir lider değil, aynı zamanda bir nebidir. Zaten bizim sözümüzün mihrak noktası da O’nun nebiliği meselesidir.
3. Cüleybib (radıyallâhu anh)
Cüleybib’den daha önce bahsetmiştik. 15-16 yaşlarındaki bu genç, kadınlara sarkıntılık yapmaktan kendini alamadığı söylenir. Ve Allah Resûlü, o iksir ifadeleriyle onu ikna eder ve ardından da onun için Cenâb-ı Hakk’a niyazda bulunur.12
Artık Cüleybib, Medine’nin en iffetli insanlarından biri hâline gelmiştir. Bir gün Allah Resûlü, onu evlenecek kızları olan bir aileye gönderir. Aile soylu ve afiftir. Her an kızları için bir teklif beklemektedirler.