İşte benim ümidimin kaynağı, bu iniş ve çıkışların devamındaki temel espridir! Biz, iki asır evvel “Batılılaşacağız” diye gafletle bir kuyuya baş aşağı dalmaya durduk. Biz indikçe birileri bize “Merdiven çıkıyorsunuz.” diyor ve âdeta her yüz metre düşüşte bize bir madalya takıyorlardı. Bütün bunlar, bizim maskaralığımızın ifadesiydi. Ancak Allah’ın lütuf ve keremiyle yirminci asırda birden bire İslâm âleminin makus tali’i yeniden değişmeye durdu. Bir kere daha Cenab-ı Hak (celle celâluhu), mürşid ve mübelliğler göndererek Kur’ân’ın mübarek yüzünden perdeyi açıverdi ve yeniden Tur’da berk çakar gibi oldu, Hira’da vahyin sesi gürlemeye başladı. Arap şairi;
“Tur tarafından bir nur mu çaktı / Yoksa Leyla, yüzünden perdeyi mi kaldırdı?” der. Bunun gibi biz de şimdilerde Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) –perde arkasından– cemal-i bâkemalini müşâhede ediyor gibi bir neslin berrak, duru, temiz, günahsız ve masum çehrelerini görür olduk ve aradığımızın rüyalarını görmeye başladık; başladık ve onca iniş-çıkışlardan sonra günümüzde kadını ve erkeğiyle kendimiz olmaya yöneldik.