İçeriğe geç

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), dünyaya teşrif ettiği zaman her yanda bambaşka bir hava vardı. Beşer bütün bütün şirazeden çıkmış, insanlık tamamen haktan, hakikatten uzaklaşmıştı. O kadar ki, yerdeki en mukaddes bina olan Kâbe’yi kadınlar çırılçıplak tavaf ediyor,14 Mekke sokakları fuhşiyatla inliyordu. (Bâtılı tasvir olur düşüncesiyle daha fazla açmak istemiyorum.) Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm), beşeri son kez bir daha gayyâdan alıp belli bir doruğa ulaştırırken aynı zamanda insanlığın bir gün yeniden dirileceği müjdesini de vermişti. Bu hakikati M. Akif, şu altın ifadelerle ne güzel resmeder:

“ Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta,
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zeminin,
Salgındı, bugün Şark’ı yıkan tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o Masum,
Bir hamlede kayserleri, kisraları yere serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere rahmetti evet şer-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, O’nun vergisidir hep;
Medyun O’na cemiyyeti, medyun O’na ferdi.
Medyundur o Masum’a bütün bir beşeriyet
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret!”
20