Hazreti Ali’nin Hazreti Fatıma Üzerine Evlenmek İstemesi
HAZRETİ ALİ’NİN HAZRETİ FATIMA ÜZERİNE EVLENMEK İSTEMESİ
Hazreti Fatıma (radıyallâhu anhâ), edası, endamı, oturuşu, kalkışıyla tıpkı babasına benzerdi.120 O, kâmile bir kadındı ki, ona, “kadınların en büyüğüdür” denmiştir.121 O Sultan, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) altı ay sonra vefat etmişti ve vefat ettiğinde yirmi üç veya yirmi yedi yaşındaydı. Bu yaşta kemali, vakarı ve ciddiyeti bünyesinde toplamış, Abdulkadir Geylânî, Şâh-ı Nakşibend, İmam Ahmed-i Faruk Hazretlerine ana ve nine olabilecek kıratta, donanımda, kâmette bir kadındı.
Hazreti Ali (radıyallâhu anh), Hazreti Fatıma (radıyallâhu anhâ) üzerine asla evlenmemişti. Bir aralık –lihikmetin– Ebû Cehil’in kızıyla evlenmeyi –onu kazanma mülâhazasıyla– düşünmüş, ancak bu düşünce çok garip karşılanmıştı. Vâkıa, Ebû Cehil’in kızı, abisi İkrime (radıyallâhu anh) gibi Müslüman olmuş nezihe ve iffetli bir kadındı. Ancak Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), böyle bir izdivaca razı olmamış, hatta bunu biraz da sertçe reddetmişti. Kendisi Hazreti Ali’yi karşısına alıp konuşmamış ama şöyle söylemişti: “Ben helâli haram, haramı da helâl kılacak değilim. Vallahi, Allah Resûlü’nün kızı ile Allah düşmanının kızı bir arada olmaz.”122
Bu, Hazreti Fatıma’nın (radıyallâhu anhâ) hususi bir yerinin olmasına binaendir. Allah bilir, muhtemelen Allah Resûlü’ne kıyamete kadar gelecek bütün kutuplar, veliler ve mücedditlerin Hazreti Fatıma’nın temiz neslinden geleceği gösterilmişti. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) neslini devam ettiren Hazreti Fatıma ince, zarif ve aktâba anne olabilecek mevkideydi. Bu sebeple Efendimiz, o eve huzursuzluğun girmesini istememiş, kadınlık düşüncesi ve duygusuyla Hazreti Fatıma’nın rencide olabileceğini düşünmüştü.