İçeriğe geç
14. Bölüm

İslâm’ı Anlatma

İSLÂM’I ANLATMA

Soru: İslâm’ın tebliğcileri olarak sahabenin Çin’e, Hind’e gittiği gibi dünyanın ücra köşelerine gitmek lazım mıdır? Bunun şartları nelerdir?

Sahabe-i kiramın (radıyallâhu anhüm ecmaîn) Çin ve Hind’e gittikleri gibi günümüz insanlarının da İslâm’ı tebliğ ve irşat düşüncesiyle dünyanın her tarafına gitmeleri bir vazifedir. İnsanımız arasında da –inşâallah– çok müstesna ve mümtaz kimseler yetişecek ve bunlar da bu kutsi hizmeti bayrak hâlinde omuzlarına alacak, dünyanın sair kıtalarına giderek insanlığı irşat edeceklerdir. Ancak bu işin başlangıcındaki sahabe nasıl bir azim ve kararlılıkla yürümüşse, bugün de o beklentisiz kahramanlar aynı azim ve kararlılıkla yürümelidir.

Sahabe-i kiramdan Muaz İbn Cebel, Sa’d İbn Ubâde, Ebû Ubeyde İbn Cerrah (radıyallâhu anhüm)… gibi zatlar, cihanın sair yerlerine gidip neşr-i Hak vazifesini yapıyorlardı. Yakın tarihte de Abdürreşid İbrahim’le Filipinler’e, Japonya’ya kadar gidilmiş ve İslâm tanıtılmıştı. O yüzden hâl-i hazırda devrimizin mürşid ve mübelliğleri, kendilerine Allah’ın (celle celâluhu) lütfettiği imkânları çok iyi değerlendirerek, tebliğ ve irşat vazifesini en ücra yerlere kadar her bucakta yapacaklardır/yapmalıdırlar. Şu anda bu tam yapılamıyorsa da –inşâallah– fırsatlar değerlendirilerek bu niyet bir gün mutlaka hayata geçirilecektir.

65