Cenab-ı Hakk’ın kudret, irade, sem’, basar… gibi sıfât-ı sübhâniyesi, yaratma mevzuunda eşyanın hem mülk hem de melekût tarafına müteveccihtir. Eşyanın dışı ve kabuğu olan mülk tarafı, bir bakıma iç müdahalenin yani melekût keyfiyetinin semeresi ve neticesinden ibarettir. Tohumu tohum, spermi sperm, yumurtayı yumurta yapan ilâhî kanunlar vardır. Bu kanunlar bütün şeffafiyeti ve parlaklığı ile doğrudan doğruya Destgâh-ı Kudret’ten, Kudret Tezgahı’ndan çıkmaktadır. Sebepler söz konusu olduğunda mülk yönü söz konusudur ama bu kat’iyen Cenab-ı Hakk’ın tasarruf dairesinin dışında değildir. Aslında eşyanın melekût yönündeki kanun ve nizamlara müdahale bir oluş, bir doğuş ve bir diriliş meydana getirmekte ve kudret-irade taallukuna dayanmaktadır. Bu ince sırdan ötürüdür ki, Eş’arîler tekvîn sıfatını kabul etmez, kudret ve iradenin taallukundan ibaret olan bir tekvîn ve tekevvün mülâhazası ileri sürerler.