Yaptığı inkılâbıyla, insanlığa kazandırdığı hediye-i hidâyetle ve Cennet’e giden yollardaki zulümâtı dağıtmakla, Cehennem’in yolunu tıkamakla, göklere yükseltici miraç yolunu ümmetine açmakla ve kendi miracıyla Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), ümmetinin kalbine öyle taht kurmuştur ki, O’nu bu şekilde tanıyan herkes mutlaka sever. Hâlbuki günümüzde O’nu tanımayan, adını duymayan nice kimseler vardır ki, O’nu bilemediklerinden dolayı sevmek şöyle dursun bir gün düşmanlık yapmaları bile ihtimal dairesindedir.
Netice olarak diyebiliriz ki, inkârın asıl sebebi, bilmemektir. Diğer bir tabirle inkâr, daha çok bilmemekten kaynaklanır. Şunu da ekleyelim: Allah’a (celle celâluhu) karşı inkârın ve küfrün altında da bilmemek vardır. İnsanlar için muhabbetin öyle bir inkâra sebep olması bahis mevzuu olsa da bunun Allah’a karşı olmayacağı, olmadığı da bir gerçektir.
135 Bkz.: En’âm sûresi, 6/76-79.
136 Bkz.: Hallac-ı Mansur, Tavâsîn, s. 44.