İçeriğe geç

Bizim bu âyeti değerlendirmede esas üzerinde durmak istediğimiz husus, Hz. Musa’nın bu önemli karşılaşma için seçtiği zaman ve yer meselesidir. Bu hâdisede, günümüz Müslümanının da alacağı çok önemli dersler vardır. Bir kere mü’min, şahsî imkânlarına bakarak kat’iyen karamsarlığa düşmemelidir. O, Allah’ın kendisine ihsan ettiği krediyi çok iyi kullanmalı ve onu hesapsız harcamamalıdır. Hani halk arasında derler: “Bir taşla iki kuş..” evet Müslüman her zaman bir taş ile yüzlerce kuş vurmanın plânını, programını yapıp uygulama yollarını araştırmalıdır. Tıpkı, Allah’ın icraatinde sık sık gördüğümüz gibi. Evet nasıl âdiyât içinde tarlaya bir buğday tanesi atıyor, karşılığında yedi, yetmiş, yedi yüz alıyoruz. Öyle de, bütün davranışlarımızla iman, hizmet ve milletimiz adına yedi, yetmiş, yedi yüz alınması plânlanıp öyle hareket edilmelidir. İşte Hz. Musa’nın yaptığı da budur. O, Allah’a tevekkül ve itimadı gereği, Firavun ve Hâmân’ın gözü önünde, saraylarda kapalı kapılar ardında değil, münasip bir vakitte herkesin içinde kendini ifade edince, bir iş yaparken, binleri, yüz binleri de arkasına takabiliyor.

Kur’ân, Hz. Musa vasıtasıyla bize bütün bunları hatırlatırken, Sünnet-i sahiha da başka bir vak’a ile konuya ayrı bir derinlik kazandırır.2 Efendimiz’in beyanlarına göre bir devlet reisinin dinine girmeyen mü’min bir delikanlı öldürülmek istenir. Dağların tepesinden aşağılara atılır, o yürüyerek döner gelir. Denizin azgın dalgaları içine bırakılır, o yine kurtulur ve geriye döner.. evet onu öldürmek için ne yaptılarsa hiçbiri fayda vermez. En sonunda çocuk der ki: “Bütün halkı toplayıp, ‘Bu çocuğun Rabbi adıyla’ diyerek bana bir ok atarsanız işte o zaman beni öldürebilirsiniz.”

215