İçeriğe geç

1. Bu ihkak-ı hak ve koz paylaşma işi kapalı kapılar ardında olmamalı; herkesin serbestçe ve kolayca gelebileceği düz, açık bir zeminde gerçekleşmeli.. gerçekleşmeli ve bu düelloyu bütün Mısır halkı seyretmeli…

2. Bu iş için bir bayram günü seçilmeli. Böylece milletin işinin gücünün olmadığı bu tatil gününde herkesin oraya gelmesi sağlanmalı.

3. Böyle bir karşılaşma için kuşluk vakti ideal bir zamandır. Milletin üzerinden hem yorgunluğu hem de mahmurluğu attığı, kendini dinç hissettiği ve dipdiri olduğu bir vakittir. Ve her şeyi en iyi muhakeme etme zamanıdır.

İşte bütün bu mülâhazalarla bir bayram günü, sabahın erken saatlerinde, bütün Mısır halkı sihirbazlarla Hz. Musa arasındaki müsabakayı seyretmek için akın akın böyle bir buluşma zeminine gelirler. O dönemde sihirbazlık, çok ileri seviyede icra edilen bir meslektir.. hem de itibar gören bir meslektir. Bu sihirbazlar, kat’iyen basit, alelâde insanlar değillerdir. Bunlar zaman zaman cinlerden haber alan, ispirtizma bilen, belki ibtidaî şekliyle değişik parapsikoloji kurallarına vâkıf bulunan, yani kendi dönemlerinin elit tabakası sayılan insanlardır. Dolayısıyla bunların yenilip mağlup düşmeleri ve ardından Hz. Musa’yı kabul edivermeleri, iman cephesi adına toplumda bir inkılâp başlangıcı sayılacaktı.. ve neticede de böyle olmuştu. Hz. Musa’nın eliyle zuhur eden harikaların sihir olmadığını anlayan sihirbazlar, herkesin gözü önünde Firavun’un; “Asacağım, ellerinizi ayaklarınızı çaprazvâri keseceğim.”1 tehditlerine rağmen iman ediverdiler. Bu entel tabakanın Hz. Musa’ya teslimiyetini gören avam halk da –şartlanmış olanlar hariç– iman edince, diğerleri de tereddüde düştü ki, artık maksat hâsıl olmuştu. Bu olaydan sonra artık “küfr-ü mutlak” kırılmıştı. Toplum da, Hz. Musa ile Firavun arasında muhayyerlik yaşadıkları bir noktaya gelmişlerdi.

214