İçeriğe geç

Karşı taraf azgın bir insan olmasına rağmen, Nebi’ye yumuşak bir üslûp kullanmasının tavsiye edilmesi; tabiatla bütünleşen bir üslûbun arizî sebeplerle değiştirilmeyeceğini tenbih, onları kendi nezih üslûbuna fiilen çağrı, sert ve haşin söz dinlemeye alışmamış kimseleri tenfir etmeme adına da bir irşaddır. Ve hele Hz. Musa’nın içinde büyüyüp geliştiği, iyiliklerini görüp ruhunda hissettiği kimselere karşı yumuşak davranması, yumuşak yaklaşıp yumuşak konuşması, hususiyle onlara uhrevîliği duyurması, onları ebediyete uyarması ve semavî vazifesinin yanında hiç olmazsa ilk mülâkatta bir kadirşinaslık gereğiydi. Kim bilir belki de böyle davranmakla, âyetin sonunda da dendiği gibi, öyleler “belki” nasihat dinleyip Allah’a karşı saygı duyabilecektir. Bazıları ferden dinlemese bile, bu tür kimseler nev’en dinleyebilir.

فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍ مِثْلِه۪ فَاجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًا لَا نُخْلِفُهُ نَحْنُ وَلَۤا أَنْتَ مَكَانًا سُوًى۝قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزّ۪ينَةِ وَأَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى

“Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin ne de bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla. Musa: ‘Buluşma zamanımız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun.’ dedi.”

(Tâhâ sûresi, 20/58-59)

İlk muhatabı Hz. Kelîm olan bu âyetlerden ruhlarımıza ne nurlar ve ne sırlar akıp gelmekte… Evet ilk önce sırlı bir Tûr hâdisesi yaşamış; yani asâsının yılan olduğunu, elinin ışık saçan bir el hâline geldiğini görmüş, pratik yakîn ufku, potansiyel yakîn ufkuyla aynı noktaya ulaşmış bu yüce Nebi’nin Rabbisine itimat ve güveni tastamamdır. Artık Firavun’un sihirbazları ne yaparsa yapsın, onları alt edeceğinden emindir. Onun için o, bir peygamber fetaneti ile meseleyi şöyle çözümler:

213