İçeriğe geç

2. Buradaki “zürriyet” kelimesini ille de hakikate hamletmek şart değildir. Bu, bizim anladığımız mânâda zürriyet olabileceği gibi, insî nesiller mânâsına da gelebilir. Aslında bu düşünceyi destekleyecek hadis-i şerifler ve içtimaî, tarihî gerçekler de yok değildir. Meselâ; Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) karı-kocanın mukarenet anında okuyacakları duayı talim buyururken, o münasebetten çocuk olursa şeytan ona dokunmaz, der.16 Belli bir dönemde ihtimal, mü’minler bu duayı okuduklarından hep iyi, tertemiz, İslâm ve Kur’ân’a hâdim nesiller yetişiyordu. Daha sonraları ülfet ve ünsiyetten veya İslâmî hayatın terki neticesi şeytanî nesiller zuhur etti. Hatta halka mâl olmuş ifadesiyle “şeytana pabucunu ters giydirecek” nesiller zuhur etti.

Netice itibarıyla “şeytanın zürriyeti” ifadesini mecaza hamledip, insan olduğu hâlde şeytan gibi düşünen, şeytan gibi hareket eden insanlar olarak anlamak da mümkündür.. Kur’ân’ın كَانُۤوا إِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِ“Şeytanların kardeşleri.”17 diye ifade buyurduğu da bunlar olsa gerek.

فَأَتْبَعَ سَبَبًا

“O da bir yol tutup gitti.”

(Kehf sûresi, 18/85)

1. Zülkarneyn’e kudret-i mümekkine de kudret-i müyessire de verildi. O, karşı tarafın güç ve engellerini rahatlıkla aşabilecek imkânların bütünüyle serfiraz kılınmıştı.

196