Müslümanları hor görme ta Hz. Nuh döneminde başlamış ve onlara “erâzil”13 denerek peygamber huzurundan uzaklaştırılmaları istenmişti.. istenmişti ama peygamber: وَمَۤا أَنَا بِطَارِدِ الْمُؤْمِن۪ينَ“Doğrusu ben mü’minleri asla kovamam.”14 demişti. İnsanlığın İftihar Tablosu’nun da başka şekilde davranması düşünülemezdi. Düşünmedi ve: “Hamdolsun Allah’a ki, ümmetimden bir topluluğa karşı sabırlı olup onlarla beraber bulunmamı emredip, emrini gerçekleştirmeden canımı almadı.. hayat sizinle, ölüm de sizinle.” diyerek bu beraberlikten duyduğu hazzı ifade ede ede Refîk-i A’lâ’ya yürüdü.
“Şimdi siz, Beni bırakıp da onu ve onun zürriyetini mi dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir.”
(Kehf sûresi, 18/50)
Âyet-i kerimede zikri geçen “şeytanın zürriyeti” ibaresinden hareketle bazıları şeytanın zevcesi, çoluk çocuğu vardır gibi fikirler ortaya atmışlardır. Konuyla alâkalı bir fikir vermesi bakımından iki küçük hususu zikretmekte yarar var:
1. Hakikaten şeytan evli ve karısı, çoluk-çocuğu olsa bile bu değişik bir buud ve değişik bir âlemle alâkalıdır. Nasıl ki bizler rüyalarımızda yer, içer, evlenir, hastalanırız; ama bütün bunlar değişik buudlarda cereyan eder. Zannediyorum şeytanın zürriyetini de bu çerçevede değerlendirmek gerekecek.. bir yerde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de: “Kemikler, cinlerin azıklarıdır.”15 demiyor mu? İşte bir buud farkı..!
Dipnotlar
- 13 Hûd sûresi, 11/27. Ayrıca bkz.: Hûd sûresi, 11/29.
- 14 Şuarâ sûresi, 26/114.
- 15 Müslim, salât 150; Tirmizî, taharet 14.