Hz. Yunus böyle bir hâle giriftar olmadan önce de bu seviyede derin bir tevhid ve tecridi duyacak kadar, hem de peygamber ufku itibarıyla bir Ârif-i Zîşân’dı ve onun سُبْحَانَكَ sızlanışı da, “Ey Rab, Senin ulûhiyetinin hakkını ve hikmetinin muktezasını itiraf ve ilan ederek Sana sığınır, ulûhiyetinin haşmetine karşı aczimi haykırmak isterim.” mülâhazalarını ifade sadedindeki sözleri de bunun açık delilidir.
إِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ“Ben zalimlerden oldum.” sözü enbiyâ-i izama mahsus küçük bir kaymayı bile büyük görme mülâhazasından başka bir şey değildir. Böyle bir itirafta, “Hâlim budur; o da Sana ayandır.” Bir meşhur şairin: “Benim pek çok ihtiyacım, senin de bilgi ve anlayışın var! Sükutum öyle bir söz ki işte asıl hitap da odur.” işaret ettiği türden bir hâl arzı vardır.
…Ve bir seçkinin, seçkinlere yakışır seçkin üslûpla yaptığı böyle bir dua ve yakarışa öteden gelen ses bellidir: وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِ“Kendisini gam u kederden kurtardık…”11
“Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler Cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.”
(Enbiyâ sûresi, 21/98)
Evvelâ, müşriklerin tapageldikleri şeylerle beraber azaba dûçâr olmaları, azabın içinde onlara, bu akıbete sebebiyet verenlerle beraber bulundurma azabı, atf-ı cürüm ortamını hazırlayıp birbirini suçlama azabı, taptıkları şeylerin aczi ve hiçbir yararları olmama azabı.. gibi pek çok vicdanî ızdırabı birden duyurmak için; hususiyle de burada bu iç içe musibeti hissedebilecekleri uyarmak içindir.
Dipnotlar
- 11 Enbiyâ sûresi, 21/88.