Burada Bediüzzaman Hazretlerinin belirttiği bir husus daha var ki, o da لَۤا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ cümlesinin istikbalimize bakıyor olmasıdır. Evet meseleyi, belâgatteki “mukteza-i hâle mutabakat” kaidesi içinde ele alacak olursak ister ferdî plânda, ister umum toplum çapında bizi karanlıklardan kurtarıp aydınlığa kavuşturacak ve sahil-i selâmete çıkaracak sadece ve sadece Allah’tır. O da tevhidin bütün çeşitlerini ilan adına لَۤا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ diye ifade edilmiştir. Yalnız, burada bir hususa daha işaret etmek icap edecek; Hz. Yunus (aleyhisselâm) hususî durumu veya içinde bulunduğu hâl itibarıyla, “Senden başka ilâh yoktur.” demiştir. Bizler de bu hâli veya makamı biraz da içinde bulunduğumuz ahval mülâhazasıyla ele alıp لَۤا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ yerine لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ diyebiliriz ki hâlihazırdaki konumumuza bu daha muvafık düşer zannediyorum.
Ayrıca burada şu hususlara işarette de yarar var. Hz. Yunus’un bu yalvarış ve yakarışı bir gece vakti tahakkuk etmişse,
“Allah iman edenlerin dostu ve yardımcısıdır; onları inkâr karanlıklarından kurtarıp hidayetin biricik nuruna kavuşturur.”9 âyetiyle; وَتَرَكَهُمْ ف۪ي ظُلُمَاتٍ“Allah onları karanlıklar içinde bırakmıştır.”10 âyetinde de ifade edildiği gibi, ışığın dışında kalınca pek çok karanlığın var olduğu vurgulanmıştır. Hz. Yunus’un maruz kaldığı karanlıkların başında, kabul ettiği “zelle”sinin içini buğulandırması, teveccüh ve duadaki hicabı, gecenin gerçek karanlığı, denizin ve balığın karnının ürperten atmosferi gibi pek çok zulmet söz konusudur.
Dipnotlar
- 9 Bakara sûresi, 2/257.
- 10 Bakara sûresi, 2/17.