İçeriğe geç

“‘Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik.. Sen kusurumuzu mağfiret buyurup, bize merhamet etmezsen en büyük kayba uğrayanlardan oluruz.’ diye yalvarıp-yakardılar.”6 demiş, Hz. Musa رَبِّ إِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي فَاغْفِرْل۪ي“Rabbim, nefsime zulmettim, beni mağfiret buyur.”7 diyerek yalvarmıştır. Efendimiz’e gelince, bu mânâda bir duasını bilmiyorum ama, Hz. Ebû Bekir’e öğrettiği اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي ظُلْمًا كَث۪يرًا“Allah’ım, nefsime çok zulmettim…”8 diye devam eden duada, aynı paralelde cümleler kullanmıştır.

Şimdi bu âyeti yeniden ele alacak olursak; لَۤا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ de evvelâ Allah’ın büyüklüğünü, ululuğunu gürül gürül bir ilan göze çarpar.

Esbabın bütün bütün sukut ettiği o esnada Hz. Yunus da esbabı tesirden azleder ki, bu çok önemlidir. Aslında sebeplerin tamamen işe yaramaz hâle geldiği anlarda hemen her insan, ister istemez Allah’a teveccüh eder. İşte سُبْحَانَكَ۠ إِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ bize bu mânâyı ifade eder.

Burada bir taraftan kendisinin sıfır olduğunu itiraf, diğer taraftan kendi zulmünü ilan ile Allah’a teveccüh ve O’nun şefkatini celbetme söz konusudur. Zaten Allah’ın rahmet ve mağfiretini celbetmede en etkili yollardan biri de şahsın kendi kusurunu itiraf etmesidir ki, bu aynı zamanda enbiyâ-i izamın yoludur.

220