İçeriğe geç

Bid’at kelimesi de aynı kökten gelir. Dinde olmayıp da sonradan ihdas edilen düşünce ve amel mânâsına gelen bu kelime farklı farklı tarif edilmiştir. Meselâ: “İbadet kasdıyla Efendimiz veya Hulefa-i Raşidin’in yapmadığını yapmak” veya “Resûl-i Ekrem ve Raşid halifelerden sonra ortaya çıkan ve Efendimiz’in herhangi bir sünnetini ortadan kaldırmayan ibadet ve iyi ameller” bu cümledendir. Bid’at hususunda bazı ulema oldukça sert, bazıları da bir hayli yumuşaktır. Üstad Bediüzzaman’ın tespiti itidal remzidir: Dinde ihdas edilen şeyler, usûl itibarıyla herhangi bir disipline muhalif değilse o bid’at-ı hasene; aslını da faslını da temel prensiplerle telif etme mümkün değilse o da bid’at-ı seyyiedir.18

İşin doğrusunu Allah bilir.

وَإِذِ ابْتَلٰۤى إِبْرٰه۪يمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَأَتَمَّهُنَّۘ قَالَ إِنّ۪ي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًاۘ

“Ve şunu da hatırla ki, bir zamanlar Rabbi İbrahim’i birtakım kelimelerle imtihana tâbi tutup da, o da onları tam olarak yerine getirince, Allah ona: ‘Ben seni insanlara mukteda bih bir imam yapacağım.’ buyurdu.”

(Bakara sûresi, 2/124)

39