İçeriğe geç

Allah’ın azabı gelip kapıya dayanmak üzere iken iman edip kurtulan tek kavim Hazreti Yunus’un (aleyhisselâm) ümmeti olmuştur. Onlar, Hazreti Yunus’un haber verdiği azabın emareleri belirir belirmez çok ciddî bir pişmanlıkla, hep beraber iman edip Cenâb-ı Hakk’a teslimiyetlerini ifade etmişler ve böylece helâka uğramaktan kurtulmuşlardır. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân onları –mealen– şöyle anlatmaktadır: “Azap gelip çattığı zaman imana gelip de bu imanı kendilerine fayda vermiş olan bir tek memleket halkı olsun, bulunsaydı ya! Asla böyle bir şey vaki olmamıştır. Ancak Yunus’un halkı müstesnadır ki; onlar iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını uzaklaştırıp giderdik ve onları bir süre daha yaşattık.”5 Evet, Yunus (aleyhisselâm)’ın kavmi kurtulmuştur; çünkü, onlar felâketin işaretleri daha uzaktan görünür görünmez “küllî bir tevbe” ve “küllî bir iltica” ile bağışlanma dilemişlerdir; henüz azab-ı ilâhi gelmeden önce böyle gönülden iman ettikleri için imanları sahih olup fayda vermiştir.

Bu arada, kıyametin büyük alâmetleri zuhur ettiği veya kıyamet kopmaya başladığı zaman iman etmek de iman-ı ye’se dahildir ve sahibine fayda vermeyecektir. Allâme Hamdi Yazır, kıyametin büyük alâmetlerinden önce iman etmiş olan kimsenin kurtulacağını, fakat bu âyetlerin zuhurundan itibaren ikrar edilen imanın kabulü için, bu şuurlu iman ile beraber bir hayır işlemenin de şart olduğunu belirtmektedir.6

227