İçeriğe geç

Bu itibarla, Firavun’un gönülden iman etmediği ve içine düştüğü felâketten kurtulmak için bu yola başvurduğu aşikârdır. Maksadı, Zât-ı Ulûhiyet’in varlığını ve birliğini ikrar etmek, O’nun kudretini ve azametini kabullenmek değil, bir şekilde ölümden kurtulmaktır. Dolayısıyla da, onun bu hâlet-i yeis içinde yaptığı iman ikrarı makbul olmamıştır. Binaenaleyh, günahkâr da olsa herhangi bir mü’minin ahir ömründeki tevbesinin mütekebbir Firavun’un “inandım” demesine benzetilmesi söz konusu değildir.

Görülmemiş Hesaplarla Öteye Gitmeyin!…

Evet, bir mü’min için tevbe kapısı her an açıktır; ne var ki, insan, altından kalkılmaz hesaplarla ötelere gitmemek için hep temkinli davranmalı, sürekli temiz yaşamalı, ezkaza kirlenmişse hemen temizlenmeye çalışmalı; elinde fırsat varken günah ve kul hakkı gibi ağırlıklardan kurtulmanın yollarını araştırmalı ve ölüme her an hazırlıklı olmalıdır. Şayet, zamanında bunları yapamamışsa, hiç olmazsa, ötelere yolculuk hesabına net sinyaller almaya başladığı vakit, hayatını bir kere daha gözden geçirmeli, bari ömrünün geriye kalan kısmını imar etmeli ve ölüp giderken kendi harabesinin altında kalmamaya bakmalıdır.

232