Kur’ân-ı Kerim, azab-ı ilâhîyi karşısında görüp korku ve telâşla iman ettiğini söyleyen kimselerin acıklı hâlini anlatırken mealen şöyle der: “Onlar Bizim azabımızın şiddetini görür görmez ‘Allah’ın birliğine iman ettik, O’na şerik saydığımız putları da red ve inkâr ettik’ dediler. Fakat azabımızı gördüklerinde iman etmeleri kendilerine fayda sağlamadı. Allah’ın, kulları hakkındaki carî âdeti hep böyle olmuştur ve kâfirler işte bu noktada yanılarak hüsrana uğramışlardır.”4 Evet, âyet-i kerimede de açıkça ifade edildiği gibi, ancak kendilerine vaad edilen korkunç âkıbet gelip çatınca iman iddiasında bulunanların imanları makbul değildir ve onların sözde imanları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü, o andaki ikrarları kendi ihtiyarları ile değil, korku ve ümitsizlikten dolayıdır. Hür iradesi ile Hakk’a teslim olmayan kimselerin, geleceği söylenen azabın apaçık görüldüğü böyle bir yeis zamanında iman etmeleri çaresizlikleri sebebiyledir ki, bu türlü faydasız bir imana –iman-ı yeis yerine– iman-ı be’s de denegelmiştir.
İmanın Kerameti
Dipnotlar
- 4 Mü’min sûresi, 40/84-85.