Nazarîden Amelîye İlâhî Ahlâk
Soru: Hem nazarîyi inkişaf ettirerek amelîye taşıma, hem de amelde sebat ederken sürekli yeni kalma hususlarında inananlara misal olacak ve yol gösterecek bir âdet-i ilâhiyeden söz edilebilir mi? Bu zaviyeden, “Levh-i Mahv u İsbat” hakikati mü’minlere ne ifade etmektedir?
Cevap: Meselelerin nazarî yanında bir icmal ve düzlük mülâhazası hâkimdir; matlup olan, onların amelî plânda tafsile ulaştırılmalarıdır. Yalnız fikir hâlinde bulunan ve tatbik sahasına çıkarılmamış olan bir bilgi, inkişaf ettirilmedikçe, pratiğe dökülmedikçe ve fiilî olarak ortaya koyulmadıkça asıl tesirini icra edemez ve semeredâr olamaz.
Nazarînin bir kısmı belli ölçekte bir kıymeti hâizdir; diğer bir kısmı ise, çok kıymetlidir. Meselâ; iman pek değerli bir nazarîdir; fakat, onun da bir inkişaf alanı vardır. O alan salih ameldir; onun derinliği ise ihsan şuuruna ulaşmaktır. İman çok ehemmiyetli olsa da, onun vaadettikleri ancak amelle bilinir; iman, amel sayesinde inkişaf ettirilmeyince, duyulması lâzım gelenler duyulamaz, sezilmesi gerekenler sezilemez ve imanın hakikî tadına varılamaz. Bu itibarla, önce iman amelle tafsile ulaştırılmalı, sonra salih amelde sebat edilmeli ve derinleşme peşine düşülmeli; akabinde ise, canlılığın hep korunması ve hiç heyecan yorgunluğu yaşanmaması için o amele sürekli yenilenmeler, renkler ve farklı desenler katılmalıdır.
Levh-i Mahfuz ve İlâhî Plân