Binaenaleyh, bir hadis-i şerifte “Allah’ın Arşı en önce amâ üzerindeydi.”11 buyurulmaktadır. Arş, Cenâb-ı Hakk’ın tekvinî ve teşriî emirlerinin mahall-i tecellîsi, kudret ve azametinin matla-ı münevveri; sıfât-ı sübhaniye ve esmâ-i fiiliyesinin câmi’ bir aynası ve canlı-cansız bütün varlığı şekillendirdiği –tabir caizse– bir tezgâhıdır. Diğer bir hadiste, başka bir dönemden bahsedilirken “O’nun Arşı su üzerindeydi.” denilmektedir. Buna göre, ilk nebevî beyanda geçen “amâ” sözüyle sudan başka bir mânâ kastedilmektedir. Demek ki, hiçbir şey yokken Cenâb-ı Hakk’ın Arşı “amâ” denilen bir şeyin üzerindeydi; yani, Hâlık-ı Kâinat icraat-ı ilâhîyesini ve hükmünü atomların ve moleküllerin teşekkülünden önce “amâ” adlı esîr gibi bir şey üzerinde yürütüyordu. “Amâ”ya partiküller âlemi deseniz, kendi kafanıza göre bir şey yakıştırmış olursunuz; onu iyonlar âlemi kabul etseniz yine işi karıştırmış sayılırsınız. Amâ’yı nano teknolojiyle keşfedilebilecek âlemler çizgisinde değerlendirseniz veya iyon ötesi ya da iyon berisi olarak düşünseniz, meseleyi iyice daraltmış olursunuz.
Dipnotlar
- 11 Tirmizî, tefsîru sûre (11) 1; İbn Mâce, mukaddime 13; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/11, 12.