İçeriğe geç

Demek ki, insan ne yaparsa yapsın, önce nazarî plânda her şeyi iyice belirlemeli; koca bir ağacın programının bir çekirdekte saklandığını göz önünde bulundurarak, o işin her adımını düşünce ve tasavvur bakımından icmâlen vuzuha kavuşturmalıdır. Bir işe başlarken onu karmakarışık, bir kaos hâlinde ve bulamaç şeklinde ele alıp rastgele yola çıkmamalı; evvela niyetini, maksadını, hedefini ve o işin her basamağını çok iyi belirlemeli, güzelce plânlamalı ve o konuda eksiksiz bir proje hazırlamalıdır. Plân ve programını yaparken sebepler açısından her türlü ihtimali nazar-ı itibara almalı ve herhangi bir hata meydana gelmemesi için fevkalâde bir hassasiyetle işin nazarî kısmını tamamlamalıdır. Fakat, mademki, ilâhî ahlâk meseleyi sadece plân ve programda bırakmıyor, onu inkişaf yörüngesine çekip amelîye irca ediyor; öyleyse, insan da sadece nazarîde kalmamalı, faydalı bulduğu plân ve projeleri mutlaka amelîye taşımalıdır. Evet, her işin arızaya meydan vermeyecek şekilde inceden inceye plânlanması, kontrol altına alınması ve sonra da mutlaka amelîye taşınması hem inancın gereğidir, hem âdet-i ilâhiyeye mutabakatın remzidir ve hem de ilâhî ahlâkla tahalluk etmenin ifadesidir.

310