Muhammedî Ruh
Soru: Nübüvvetmesleği açısından, “Muhammedî ruh” ne demektir? Bu ruhun, tebliğ ve temsil vazifesinde bulunan mü’minlerin hâl ve hareketlerine yansıması nasıl olmalıdır?
Cevap: Peygamberlerin hepsi, Cenâb-ı Hakk’ın seçkin kullarıdır. Allah Teâlâ onları özel donanımlarıyla dünyaya göndermiş ve kendi elçiliğiyle vazifelendirmiştir. Lâkin, onların bazılarını diğer bir kısmına tafdil eylemiştir. Umumî mânâda ve mutlak olarak her peygamberin faziletini tespit etmekle beraber, bazı peygamberlere öyle hususî faziletler vermiş ve onları öyle üstün kılmıştır ki, diğerlerinin o mevzûda onlara yetişmeleri mümkün değildir. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hazreti İsa, Hazreti Musa, Hazreti İbrahim ve Hazreti Nuh (alâ nebiyyinâ ve aleyhimüsselâm) için “Ulü’l-Azm” unvanının kullanılması da böyle bir hususiyetten dolayıdır.1 Şu kadar var ki, risalet tahtının sultanları olan bu en yüce peygamberler arasında dahi bir ufuk farkı söz konusudur.
Eşya ve hâdiseler, Âdem Nebi’den (aleyhisselâm) İnsanlığın İftihar Tablosu’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) kadar uzanan çizgide ruh, mânâ, idrak edilme ve yorumlanma açısından sürekli değişim geçirmiştir. Değişen şartlar her zaman farklı şekillerde toplumlara da aksetmiştir. Bundan dolayı, ayrı ayrı zamanlarda gelen peygamberlerin farklı hususiyetlerle donanmış olması gerekmiştir.
Hazreti Nuh’un Bedduası
Dipnotlar
- 1 et-Taberî, Câmiu’l-beyân 26/37; el-Vâhidî, Tefsîru’l-Vâhidî 2/99.