Benzer hususlar Hazreti Musa için de geçerlidir. Malûm olduğu üzere, özellikle sihirbazların iman etmelerinden sonra, Firavun iyice azgınlaşmış, baskı ve zulmünü arttırmıştı;3 Musa (aleyhisselâm)’a inananları şehit etmiş,4 hatta Hazreti Âsiye’nin de canına kıymıştı.5 Firavun ve kavmi küfürde ve imansızlıkta ısrar edince, çeşitli belâlara müptelâ olmuşlar; önce şiddetli bir kuraklık ve çetin bir kıtlığa tutulmuşlardı. Sonra da su baskını, çekirge, haşarât ve kurbağa istilâsına uğramışlardı. Başlarına belâ geldikçe Hazreti Musa’ya gidip ondan eman dilemiş; fakat belâ kalkınca azgınlıklarına devam etmişlerdi.6 Nihayet, Musa (aleyhisselâm) şöyle yakarışa geçmişti: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve mallar verdin. Öyle ki, netice itibarıyla onlar da, ey Rabbimiz, (başkalarını) Senin yolundan çevirip saptırıyorlar! Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalblerini de sıkıp daraltıver; çünkü onlar, o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.”7
Bu ifadeler de Seyyidina Musa’nın karakterini nazara vermektedir. Musa (aleyhisselâm) bîzâr olduğu o kavme karşı böyle beddua etmiştir. Ne var ki, bir peygamberin Cenâb-ı Hak’tan bir işaret almadan o şekilde tazarruda bulunması nübüvvet âdâbıyla telif edilemez. Belki orada Allah’ın emri sarih değildir, fakat mutlaka bir işaret vardır; aksi hâlde, bir peygamber Allah’ın emrine muhalif hareket ettiği zaman dergâh-ı ilâhîden kovulur. Demek ki, onun bedduası da ilâhî azaba istihkak kesbeden, oldukça materyalist ve çok kaba bir topluma karşı, şartların gereği olarak dile getirilmiştir, konjonktüreldir.
Dipnotlar
- 3 Bkz.: A’râf sûresi, 7/120-127; Tâhâ sûresi, 20/70-73; Şuarâ sûresi, 26/46-51;
- 4 Mukatil b. Süleyman, et-Tefsîr 2/451; İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 5/1538; et-Taberî, Câmiu’l-beyân 9/24, 16/188.
- 5 Bkz.: et-Taberî, Câmiu’l-beyân 28/171; es-Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyân 9/351.
- 6 Bkz.: A’râf sûresi, 7/130-136.
- 7 Yûnus sûresi, 10/88.