İçeriğe geç

Muhammedî ruhun mümessili, ötelerle sağlam irtibat içinde bulunduğu hâlde, insanlara karşı muamelesinde bu farklılığını hissettirmeyecek kadar muhlis ve mütevazi olmalı; insanlar içinde insanlardan bir insan olarak yaşamalı; onlarla oturup kalkmalı, onlarla yiyip içmeli; bu arada her zaman gönüllere nüfuz etme yolları araştırmalı; “sohbet-i Cânan” deyip sürekli nazarları O’na çevirmeli ve iklimine uğrayan herkese hakikî insan olma ufkunu göstermelidir. O, Cenâb-ı Hakk’ın teveccühünü vifak ve ittifakta görmeli, iftirakı ilâhî inayetten mahrum kalmanın sebebi bilmeli ve bu duyguyla hemen herkesle uzlaşmanın, vifak ve ittifakı temin etmenin ve hayatı başkalarıyla paylaşmanın vesilelerini kollamalıdır.

Tabiî ki, diğer peygamberlerin hususiyetleri ve yolları da saygıdeğerdir; bütün güzel hasletler enbiyâ ve rusûlün hepsinde belli ölçüde mevcuttur. Fakat, Muhammedî ruh, farklı bir ufuktur. Onda evrensel bir dinin cihanşümul prensipleri ve topyekün insanları kucaklayıcılığı vardır. Dahası, bu kuşatıcılık sadece Nebiler Serveri Efendimiz’e ve O’nun mesajına mahsustur.

İnsanlığın İftihar Tablosu’nun Ufku

Kâdı Beyzavî’nin, tefsirinin birinci cildindeki kıyaslamaları esas alınarak,16 İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in ufku ile alâkalı şöyle bir yorumda bulunulabilir:

199