İsrailoğulları maruz kaldıkları zulümden kaçarken, onları takip eden Firavun ve askerleri iyice yaklaşıp, “İki topluluk birbirini görecek hâle gelince, Hazreti Musa’nın arkadaşları, ‘Eyvah! Bize yetiştiler!’ dediler.”17 Seyyidina Hazreti Musa, “Hayır, asla! Rabbim benimledir ve O muhakkak ki bana kurtuluş yolunu gösterecektir.”18 cevabını verdi. Hazreti Musa’nın “Rabbim benimledir.” derken sadece kendi şahsından bahsetmesi ve “yol gösterecektir” buyururken de Arapçada geleceği ifade için istimal edilen س ilâvesini kullanması iki hususu ima etmektedir: Birincisi, demek ki, İsrailoğulları’nın ekserisinde Allah’a güvensizlik, tevekkülsüzlük ve teslimiyetsizlik hâkimdir. İkincisi ise; Hazreti Musa, Cenâb-ı Hakk’ın maiyyetinden emindir ama “Allah mutlaka bizimle beraberdir ve şüphesiz şimdi bir yol gösterecektir.” dememiş; beklediği kurtuluş vesilesinin ileriye matuf olduğunu işaret eder gibi bir üslûpla konuşmuştur.
Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz ise, müşrikler tarafından Mekke’den çıkarılıp Sevr Mağarası’na sığındığı esnada, kendisini takip edenlerin gürültülerinin duyulduğu bir anda, Hazreti Ebû Bekir’e “Sen hiç tasalanma, zira Allah bizimle beraberdir.”19 demiştir.20 Bu ifadede, ileriye matuf bir kurtuluş recası değil, Allah’ın maiyyetinin hâl-i hâzırdaki mevcudiyetine olan inanç, tefviz ve sika ufku söz konusudur.
Ufuk itibarıyla, Rehber-i Ekmel’in bu sözünün Hazreti Musa’nın sözüne çok ciddî bir rüçhaniyeti vardır. Zira, Seyyidina Hazreti Musa’nın yoldakiler adına söylediği sözü, Allah Resûlü müntehilere verilmiş bir nimet mahiyetinde seslendirmektedir.
Dipnotlar
- 17 Şuarâ sûresi, 26/61.
- 18 Şuarâ sûresi, 26/62.
- 19 Tevbe sûresi, 9/40.
- 20 Bkz.: Buhârî, tefsîru sûre (9) 9; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 1.