Binaenaleyh, Bedir esirlerinin âkıbetiyle alâkalı olarak ashabın ileri gelenlerinin kanaatlerine başvurulunca, Hazreti Ebû Bekir (radıyallâhu anh) esirlerin serbest bırakılmalarına, Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) ise öldürülmelerine taraftar olduğunu belirtmiştir. Bunun üzerine, Allah Resûlü, önce Hazreti Sıddık’a teveccüh ederek, “Yâ Ebâ Bekir! Sen aynen atam Hazreti İbrahim’e veHazreti İsa’ya benziyorsun.”10 buyurmuş; sonra da Hazreti Faruk’a dönerek, “Yâ Ömer! Sen de Nuh ve Musa (aleyhimessselâm) gibisin.”11 demiştir. Nihayet, kendisinin de, Halîlullah ve Ruhullah’a benzediğini ifade sadedinde esirlerin şartlı olarak salıverilmelerini hükme bağlamıştır.12
Bu itibarla, Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm Halîliyet ile Mesihiyeti cem’etmiştir. Hıllet ve müsamaha yolunu seçmiş; bu meslekte varıp zirveye ulaşmış, tahtını hullet ve şefkat ufkuna kurmuştur. Hazreti İbrahim’de bir çekirdek gibi icmalî bulunan Halîliyet ve hıllet ile bir tohum misillü Hazreti Mesih’in özünde var olan Mesihiyet ve re’fet, İnsanlığın İftihar Tablosu’nda ser çekmiş bir ağaca dönüşmüştür. Onlardaki hilm ve şefkatin tafsil ve inkişafı, hakikî insan-ı kâmil Hazreti Habîbullah’la gerçekleşmiştir ki, işte bu habîbiyet ve hulletin unvanı Muhammedî ruhtur.
Muhammedî Ruh
Dipnotlar
- 10 İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/359; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 10/143.
- 11 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 4/304; İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 30/121.
- 12 Müslim, cihad 58; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/30-32.