İçeriğe geç

İşte, bir zaman Arş amâ üzerindeydi. Allah Teâlâ bir dönemde onunla bazı şeyleri mahv u isbat ettiği gibi, onu da silip yerine başka bir şeyi yerleştirdi. Cenâb-ı Hak, semavât ve arzı yarattı, iradesini Arşa çevirdi; ona “istiva” buyurup hâkimiyeti altına aldı, onunla yüceliğini, yüksekliğini, mâlikiyetini ve kudretini ifade etti. Bir mânâda, Mevlâ-yı Müteâl, bu defa iradesini bedene, cismaniyete ve hayata yönlendirdi. Su ve toprak buluşunca, Cenâb-ı Hakk’ın Arşı su üzerine kuruldu. Bir dönemde “amâ” üzerinde icraatı görülen “Allah dilediğini mahv u isbat eder” hakikati, bu defa da “mâ” (su) üzerinde tasarrufunu devam ettirdi/ettiriyor.

Amâ’dan da Öte Mâ’dan da…

Bu fasıllardan her biri “eyyâm-ı ilâhiye”den bir gündür. Cenâb-ı Hak, zamanla mukayyed değildir, O zaman ve mekân üstüdür. Fakat “eyyâmullah” tabirini kullanıyoruz; çünkü, bizim idrakimiz açısından bir dönem söz konusudur ama onun da anlayabileceğimiz bir sınırı yoktur. Sistemlerin yaratılması mevzuunda zikredilen elli milyon, milyar, trilyon… senelerin hepsi ilâhî icraat itibarıyla bir günden ibarettir; fizik âlemi günü, madde âlemi günü, cismaniyet âlemi günü… Bunların her biri bize göre çok uzun dönemlerdir; fakat, hilkat açısından sadece bir gündür.

307