İçeriğe geç

Dünden bugüne ister kimi antropologlar, ister bir kısım jeologlar, isterse de bazı biyologlar, varlığa sadece bu fizikî âlem açısından bakmakta ve genellikle, her şeyin bu madde âleminin var edilmesiyle başlamış olduğuna inanmaktadırlar. Sonra da bu varoluşa bir zaman takdir etmekte ve meseleleri bu takdire göre değerlendirmektedirler. Oysa, dile getirilen zaman beş milyar sene, hayır elli milyar sene, hatta yüz milyar sene de olsa, o nâmütenâhiye nisbeten deryada damla kalır; farzedilen sürenin kıymeti ancak sonsuz rakamlar karşısında sıfırın değeri kadardır. Çünkü, Cenâb-ı Hak, zamandan ve mekândan münezzehtir; O ezelden beri vardır. Allah ezelîdir, ezelî olduğu için de ebedîdir. Allah’ın ezeliyeti mevzuunda mülâhaza dairesi açıksa, ebediyeti mevzuunda da mülâhaza dairesi açık sayılır ki, böyle bir düşünce insanı küfre sürükler. Evet, Allah ezelîdir, O sonradan oluşmuş değildir. “Allah vardı ve beraberinde hiçbir nesne yoktu.”10 şeklinde şerefsudûr olan beyan-ı nebevî de bu hakikati nazara vermektedir. Bazı meseleleri zamana ve mekâna bağlayarak ifade etmek ise, dilin darlığına rağmen, hakikatleri insanî idrak seviyesine göre ortaya koyma cehdinden kaynaklanmaktadır.

Arş Amâ Üzerindeydi!..

304