İçeriğe geç

İnanan bir insan, sebepler açısından çok az bir ömrünün kaldığını düşünüyorsa, –ki bu bir ay da olabilir bir hafta da, bir gün de olabilir bir saat de– Allah’ın lütfettiği iman blokajını çok iyi değerlendirmeli; mümkün olduğu kadarıyla farz ibadetlerinden eksik kalanları kaza etmeli ve hususiyle üzerindeki kul haklarını ödeyerek onlardan kurtulmaya gayret göstermelidir. Gıybetini yaptığı, hakkını yediği, bir kötülük ettiği… kim varsa, onlara ulaşmanın ve helâllik almanın bir yolunu mutlaka bulmalıdır. Hatta gerekirse, bir gazeteye, bir televizyona ya da bir radyoya ilân vermeli ama ne yapıp edip ahirete görülmemiş hesaplarla gitmeme cehdi sergilemelidir. Bir an önce vasiyetini yapmalı; “Falana şunu verin, filâna bunu deyin; şuna hakkını ödeyin!..” demeli ve kul hakları açısından bütün bütün temizlenme arzusunu ortaya koymalıdır. O, gücünün yettiği kadarını yapmaya çalışırsa, inşaallah eksiklerini de Cenâb-ı Hak tamamlayacaktır. Rabb-i Rahîm’in engin bir rahmeti vardır; Allah Teâlâ ötede hak sahiplerine “Benim bu kulumdaki hukukunuzdan vazgeçin, ellerinizi onun yakasından çekin, Ben de size şu Cennet köşklerini vereyim!” diyebilir.

Ne var ki, böyle bir âkıbet Mevlâ-yı Müteâl’in sürpriz iltifatlarına vâbestedir; hâlis mü’min ise, hayatını harikulâdeliklere ve sürprizlere bina edemez/etmemelidir. Bu itibarla da, o doğrudan doğruya haram ve helâl mülâhazasına bağlı yaşamalı; hakkı hak bilmeli, hem Allah’ın hakkına hem de hukuk-u ibâda riayet etmeli ve şayet bir haksızlık yapmışsa, ilk fırsatta ondan arınma yollarını araştırmalıdır.

233