Fakat, çocuklar için meseleyi hep recâ öncelikli götürmek gerekir. Gerçi, onlar da havftan tamamen azâde tutulmamalıdırlar, çocuklar da kötülerin cezalandırılacağının farkına vardırılmalıdırlar. Fakat, bu onların ruh dünyalarında derin yaraların açılmasına sebebiyet vermemelidir. Belki Samanyolu’ndaki “Büyük Buluşma” dizisini seyreden çocukların, şerli kimselerin Cehennem’i temsil eden kapıya doğru yürüdüklerini görünce, adaletin yerini bulduğunu düşünüp, “O buna müstehaktı!” demelerindeki espriye bağlı kalınarak, genel mânâda ceza mülâhazası yumuşak bir üslûpla işlenmelidir. İyi kimselerin mutlaka huzura ereceklerine inanan çocuklara kötülerin de cezasız kalmayacağı anlatılmalıdır. Ancak bu esnada, mevzuyu hem kendileri hem de yakınları açısından inşirah verici bir şekilde algılamalarına ve içlerinde bir burukluk yaşamamalarına da dikkat edilmelidir. Evet, onlara, Zât-ı Ulûhiyet’in rahmetinin enginliğinden bahsedilmeli; çocukların ötede ilâhî iltifata mazhar olacaklarından, yeni açmış güller gibi annelerinin kucağında öpülüp koklanacaklarından, Cennet ağaçlarının başında kumrular misali şakıyıp duracaklarından dem vurulmalı ve böylece onların Allah’a karşı sevgi hisleri sürekli harekete geçirilmelidir.
İmam Gazzâlî Hazretleri’nin yaklaşımıyla, Allah korkusunun insanı günahlardan uzaklaştırıp, sevap atmosferine yaklaştırdığı yerlerde sürekli havf soluklamak; yeis çukurlarına düşmenin muhtemel olduğu veya ölüm emârelerinin iyice belirdiği zamanlarda da recâya sarılmak bir esas olmalıdır.11 Evet, insanı lâubâliliğe iten “nasıl olsa kurtulurum” mülâhazasına karşı korku unsurlarını öne çıkarmak, ümitsizlik hazanlarının esip-durduğu anlarda da recâ seralarına sığınmak lâzımdır. Şu kadar var ki, recânın boş ve amelsiz bir temennî değil, rahmeti ihtizâza getirme yolunda kavlî ve fiilî bütün vesileleri değerlendirerek, ilâhî dergâha iltica kapılarını zorlamanın unvanı olduğu da hiç unutulmamalıdır.
Dipnotlar
- 11 el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 4/142.